Tag: numeroloji

Astroloji

Öfkeli Ergen (Koç) Anne (Yengeç) ve Babasının (Oğlak) Arasında Kalıyor- Öncü Burçlarda T- Kare

Astroloji, sembolleri ve bu sembollerin temel karşılıkları ile birbirleriyle ilişkilerini iyi anladığımızda faydalanabileceğimiz bir alandır. Yorum, sadece bilgiyle mümkün olamaz. Aynı zamanda özgür ve yaratıcı düşünebilmeyi gerektirir. Burada ek donanımların önemi ortaya çıkar. Zihinlerini bu anlamda eğitememiş kişiler ancak ezber bilgilerle oldukları yerde geviş getirebilir. Satürn ve Neptün gezegenleri Koç burcunda kavuşum halinde Yaşlı, bilge, münzevi (Satürn gezegeni) Tam birlik ve kaynaşma (kavuşum açısı) Gizemci, hayalperest, vizyon sahibi, kurban (Neptün gezegeni) Savaşçı, öncü, gözüpek, hayatta kalan (Koç burcu) Gezegen “Ne?” sorusuna, bulunduğu burç “Nasıl?” sorusuna cevap verir. Yaşlı (Satürn) gizemci (Neptün) hayatta kalma savaşı (Koç) veriyor. (*) Gizemcilik: Aklın erişemediği, yeterli olmadığı, kavrayamadığı alanlarda ve özellikle de Tanrı kavramında, gerçeğe gönül yoluyla ya da istenç zorlayışıyla erişilebileceğini öne süren felsefe ve din öğretisi. Vizyon sahibi (Neptün) bilge (Satürn) öncülük (Koç) ediyor. (*) Vizyon sahibi: İleri görüşlü olmayı, ayağı sağlam basan planlar ve hayaller kurmayı ifade eder. Kendine acıyan (Neptün) münzevi (Satürn) kendini yerden yere vuruyor (koç). (*) Münzevi: İnsanlardan kaçan, tek başına yaşamayı seven. Jüpiter gezegeni Yengeç burcunda bu kavuşuma kare açı yapıyor Üst düzey din insanı, misyoner, yargıç (Jüpiter gezegeni) Anne, doğuran, besleyen, büyüten, aşçı (Yengeç burcu) Direnç, yarı düşmanlık (kare açı) Üst düzey din insanı (Jüpiter) duygularını (Yengeç) anlamaya çalışıyor (kare). Misyoner (Jüpiter) bu gergin ortamda (kare) ülkü birliği içinde olduklarını koruyup kollamaya çalışıyor (yengeç). (*) Misyoner: kendini bir ülküye adayan, bunu gerçekleştirmeye çalışan kimse. Taşıdığı ailevi kaygılar (yengeç) yargıcı (Jüpiter) zorluyor (kare). Bu durumda; Yaşlı (Satürn) gizemci (Neptün) hayatta kalma savaşı (Koç) veriyor. Üst düzey din insanı (Jüpiter) duygularını (Yengeç) anlamaya çalışıyor (kare). Vizyon sahibi (Neptün) bilge (Satürn) öncülük (Koç) ediyor. Misyoner (Jüpiter) bu gergin ortamda (kare) ülkü birliği içinde olduklarını koruyup kollamaya çalışıyor (yengeç). Kendine acıyan (Neptün) münzevi (Satürn) kendini yerden yere vuruyor (koç). Taşıdığı ailevi kaygılar (yengeç) yargıcı (Jüpiter) zorluyor (kare). Ay, oğlak burcuna geçiyor. Jüpiter gezegenine karşıt, Satürn ve Neptün gezegenlerine kare açı yapıyor. Gökyüzünde öncü burçlarda bir T- kare açı kalıbı oluşuyor. Anne, kadın, aşçı (Ay gezegeni) Yaşlı ve saygıdeğer, münzevi, baba, yetke (otorite), strateji uzmanı, başbakan (oğlak burcu) Direnç, yarı düşmanlık (kare açı) Çatışma ve çelişki, düşmanlık (karşıt açı) Anne (Ay) tüm bu zorlukları (kare ve karşıt) tek başına (oğlak) göğüslüyor. Kadın (Ay) erkek egemen iş dünyasında (kare ve karşıt) saygın (oğlak)bir yere geliyor. Aşçı (Ay) krizi (kare ve karşıt) yönetme şekliyle yetkesini (oğlak)ortaya koyuyor. (*) yetke: Herhangi bir konuda bir şeyin yeterliliğine herkesi inandırarak bir kişinin kendine sağladığı yaptırım koyma ve kullanma gücüdür. Şimdi bu cümleleri de açı kalıbı içindeki diğer gezegenlerin cümleleriyle bir araya getirelim: Yaşlı (Satürn) gizemci (Neptün) hayatta kalma savaşı (Koç) veriyor. Üst düzey din insanı (Jüpiter) duygularını (Yengeç) anlamaya çalışıyor (kare). Anne (Ay) tüm bu zorlukları (kare ve karşıt) tek başına (oğlak) göğüslüyor. Vizyon sahibi (Neptün) bilge (Satürn) öncülük (Koç) ediyor. Misyoner (Jüpiter) bu gergin ortamda (kare) ülkü birliği içinde olduklarını koruyup kollamaya çalışıyor (yengeç). Kadın (Ay) erkek egemen iş dünyasında (kare ve karşıt) saygın (oğlak)bir yere geliyor. Kendine acıyan (Neptün) münzevi (Satürn) kendini yerden yere vuruyor (koç). Taşıdığı ailevi kaygılar (yengeç) yargıcı (Jüpiter) zorluyor (kare). Aşçı (Ay) krizi (kare ve karşıt) yönetme şekliyle yetkesini (oğlak)ortaya koyuyor. Ben işin mantığını anlatmaya çalıştım. Siz bu cümleleri parçaları farklı farklı şekillerde bir araya getirerek artırabilirsiniz. Günün kartı olan “Adalet” der ki: Yargı, keskin bir kılıçtır. Onu doğru yerde, doğru şekilde kullandığında zafer; fakat bunun aksini yaptığında, ona gerektiği gibi hâkim olamadığında kayıp getirir. Her eylemin içinde, vicdanının rehberliğini göz ardı etmemen gerekir. Zira zafer gibi görünen kayıplar, kayıp gibi görünen zaferler vardır. Günün numerolojik değerinin bizi götürdüğü “Araba” kartı der ki: Yola çıkamazsanız kendinize varamazsınız. Kendine varamazsan yaşamış sayılmazsın. İnsan kendini ararken savaşan, kendini bulduğunda zafer kazanandır. Ve bu savaşın kaybedeni olmaz. Başkalarına karşı, başkaları için verdiğiniz her savaştaysa savaşa yenik başlarsınız. Günün enerjisi, kendinizi arama ve bulma yolculuğunuzun ışığı olsun dilerim. Hüseyin Akdağ Astrolojik Danışman

Devam Okuyun..
Astroloji

Her Gün Yeni Bir Kapı Aralar- Tarot, Numeroloji ve Astroloji

Tarot açılımımıza baktığımızda Hajo Banzhaf’ın ifadesiyle “çözüm ve kurtuluș” anlamına gelen Muhakeme kartını görüyoruz. Bu kart, kendisi gibi kurtuluşu temsil eden Kule kartından daha yumuşak ve mucizevi olması yönüyle ayrılır. Muhakeme kartı, “oluruna bırakabilme ustalıĝını” temsil eden Azize ve onun gölge kartı (bilinçdışındaki karşılıĝı) olan “yaşama arzusunu” temsil eden Güç kartlarıyla bağlantılıdır. Azize kartı (2)- iç sese güvenmek Güç kartı (11)- cesaret, dayanıklılık ve güçlü irade Muhakeme kartı (20)- uyanış, diriliş ve iyileşme Kupa ve Kılıç Şövalyeleri Şövalyelerin “içinde bulunduğunuz zamana hâkim olan hava veya ruhsal durumu” tanımlar. Kupa şövalyesi “barış, sevgi ve keyif getiren yumuşak batı rüzgârı Zephyros’la (meltem gibi)” ilişkilendirilir. Kılıç şövalyesiyse “soğuma ve çatışma getiren buz gibi soğuk kuzey rüzgârı Boreas” (Bora ismi bu rüzgârdan gelir) ile ilişkilendirilir. Tılsım Üçlüsü Tılsım üçlüsünden “kişinin öz yeteneklerini ispatlaması, yeterliliğini göstermesi ve bunlarla bir üst basamağa çıkması” şeklinde söz edilir. Belki burada hatırlanması gereken, sınavın onu geçtiğinizde bize kazandırdığının göz ardı edilmemesi gereken bir boyutu olduğudur. Asa Prensi Prensler “dışarıdan gelen şansları” simgeler. Asa prensi bu anlamda heyecan verici bir fırsatı ifade edebilir. Size kalan cesaret ve riski göze almak olur. Öz Kart ve Bütünsel Bakış Tüm bunları birlikte düşündüĝümüzde ne konuda geride durmanın nerede harekete geçmenin önemli olabileceği üzerine düşünebiliriz. Açılımızın öz kartı Aziz oluyor. Bu kart anlam arayışıyla, bir şeyi derinden anlamakla ilgilidir. Manevi değerler ve inanç ön plâna çıkar. Bir şeylerin zamanla daha anlaşılır hâle gelebileceğinden söz eder. Saĝ elinin (bilinç) iki parmaĝı aşağı, üç parmaĝı yukarı bakar. Bu bilinmeyenin her zaman bilinenden daha çok olacağını hatırlatır. Ay ve Ermiş Kartları Bugünün numerolojik deĝeri Ay ve Ermiş kartlarına karşılık gelir. Ay kartı “son eşiği atlama” korkusu anlamına gelir. Bu eșikten yıkıcı bir tavırla deĝil içsel rehberlikle geçmeniz önerilir. Ermiş kartı bu “kendinizle baĝlantı” için sizi içinize dönmeye çaĝırır. Bu durumda son eşikten, hikâyenin başına dönüp ne için yola çıktığınızı hatırlayarak geçebilirsiniz. Ay Terazide ve Jüpiter Yengeçte Ay terazide ölçüyü tutturma, uzlaşma ve adalet ihtiyacını ifade eder. Jüpiter yengeçte olumlu ifadesiyle duygularınızı bilmek ve anlamak, kendi beslenme ve korunmanızı üstlenmek, şefkat ve iyimserlik geliştirmektir. Olumsuz ifadesiyle bu başkalarına annelik etmeyi abartmak, şefkat ve hoşgörünün sınırını aşarak etrafındakilerin büyümesini engellemek, kendisine bağımlı kişiler yaratıp bunun üzerinden kendisiyle övünmektir. Ay- Jüpiter karesi; sağlıksız büyüme, savurganlık, aşırı duygusal tepkiler, duygusal açlık, şımarıklık, küçük görme gibi konularda sizi uyarır. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Şövalyenin İnanç Sınavı- Ay Koçta

Hayaletleri Kovalamak ya da Onlardan Biri Olmak Bugün gökyüzünde neler oluyor? Ay koç burcuna geçti ve Jüpiter ile kare açı yapıyor. Ay geçmiş, Jüpiter inanç demektir. Koç burcu, şövalye arketipine karşılık gelir. O zaman şövalye kime denir, hayatımızda ne gibi yansımaları olabilir, bunun üzerine düşünmek gerekir. Şövalye, savaşmaya hazır olandır. Ya hayalleri için savaşır ya da hayaletlerle… Geçmiş ve Hayaletleri Geçmiş, hafızanızda kalandır. Ortak bir hafıza veya ayrı ayrı, sadece size ait olan… Kimisi için o gün, güzel bir gündür. Kimisi için hiç de öyle değil. Herkes, aynı şeyi koymaz çantasına. Neler var çantanızda? Hayaletler mi? Artık hayatta olmayanlara ait, öylece ortalıkta gezinen, hüzünlü hayaletler… Nedir sizin onları bırakmak istememenize sebep olan? Neye duyduğunuz özlem? Onlarsa belki, uçup gitmek isteyen. Geldiği yere dönmeye hazır hisseden… Aklın bende kalmasın demenizi bekleyen… Sizin onsuz da iyi olacağınızı sizden duymak isteyen… Kimseyi, kendiniz için hayatta kalmaya zorlayamazsınız. Bu bencillik olur. Ancak kendisi için yaşayabileceğini, şayet buna isteği varsa, ona hatırlatabilirsiniz. Değilse hayaletler dolaşır ortalıkta; bırakamadığınız, bırakamamış… Anne Düşleri Anneler hayal kurmayı sever. Bebekleri rahimlerine düşüp orada kendilerine yer açmaya giriştiler mi, aksi elde mi? Hele bir de kıpırdanmaya başlamasınlar, bebeklerinin kalp atışı ılık süt gibi dökülmesin kasıklarına! Düşler üşüşür dudaklarının kenarlarına. Ya da korkular… Kabuslar… Acıtmak ister hayat çocuklarının canını. Hayat daha bunu yapmaya kalkışmadan, onlar onun canını yakmalı. Ona bunu yapması gerektiğini nasıl anlatmalı? Baba Kaygısızlığı Anasının oğlu, babasını kızı… Anasının oğlu, zayıf… Babasının kızı, güçlü… Böyle mi? Anasını koruyan oğul, babasını koruyan kız… Sevgi, ilgi… Beslendi, besledi. Öyle mi? Annesinin önemsediği oğlu mudur yoksa ondan beklediği mi? Babasının önemsediği kızı mıdır yoksa kendisi mi? Oğlu, annesinin beklentilerini gerçekleştirme savaşına girişir. Onu saraylarda yaşatmak, düşü olabilir. Kızı, babasına kendini önemsetmek için, onun gibi savaşan birine dönüşme gayreti gösterir. Erkeklere haddini bildirecektir. Tıpkı babası gibi! Babası, erkeklerle eğlenirdi. O da onlarla eğlendi. Ya eğlenme biçimi? Biri birlikte eğlendi. Diğeri her birini oyuncağı haline getirdi. Arada fark vardı. Bunu fark edemeyeceği bir yerdeydi. Babasını memnun eden bir şey vardı, kızının hiçbirini önemsemeyişi ve onun bu, ona iyi geldi. Annesi Babası Olmak “Sar beni annem gibi, gör beni babam gibi” Şefkat ve saygı… İyileşmek ve alkış… Gözlerinden süzülen yaşlar ve dimdik bir duruş… “Sar kendini annen gibi, gör kendini baban gibi” “Sar kendini baban gibi, gör kendini annen gibi” Sana olan gibi değil, senin bugün olmak istediğin gibi. Güçlülük ve Zayıflık Kim güçlü, kim zayıftı? Kimi kurtarmak istedin? Kim seni kurtarmak istedi? Kimin korku ağına takılıp muhtemel sonu bekledin? Hangi ağı yırtabileceğini, kanatlarının gücünü?Kime acıdın? Kendine mi? Kime kızdın? Kendi gücünü fark edememene mi? Ne zaman sessizleştin? Sesin çıkmadığında mı yoksa sesini tanıyamadığında mı? İnanacak Bir Şey Kendine inan. Kendine güven. O zaman, çok daha fazlasına inanabilirsin. Çok daha fazlasına güvenebilirsin. Bu ona teslim olmak demek değildir. Onda olana, kendinde yer açmaktır. Ona dönüşüp kendini kaybederek değil. Onu kendine katarak, büyüyerek, genişleyerek. “İnanman gerek?” “Neye?” “Her şeyin başladığı yere, orada sana hediye edilene, hayata!” Hüseyin Akdağ Astrolojik Danışman

Devam Okuyun..
Astroloji

Çözülmeler, Arınmalar ve Saflaşmalar- Satürn ve Neptün Kavuşumu

Değirmenlere Karşı Savaş Açanlar ile Değirmende Un Öğütenler “Bunun olması için ne kadar mücadele ettim, bilemezsiniz. Ve sonunda başardım. İşte, bahar geldi!” Siz olsanız ona hiçbir şey yapmasa da baharın geleceğini söyler miydiniz? Yoksa bu zaferi elinden almak istemez miydiniz? Bana sorarsanız burada bu zaferi onun için değerli kılan şeyin tam olarak ne olduğu üzerine de düşünmek gerekir.   Zafer Nedir? Bu bir zafer mi? Bu durumda zaferin ne olduğunu sormanız gerekir: Zafer, verdiğiniz mücadelenin işe yarayıp yaramamasıyla mı ilgilidir? Yoksa verdiğiniz mücadelenin, sağlamasını umduğunuz şeyin, gerçekleşip gerçekleşmemesiyle mi? İlk sorudan yola çıkalım. Baharın bir mevsim olduğunu ve her yıl, olsa olsa birtakım zaman kaymalarıyla geldiğini biliyoruz. Bu durumda verilen mücadelenin yarattığı bir etki olmadığından söz edebiliriz. Tabii, bir iklim makinası icat etmemiş ve mevsimlerin doğal döngüsüne müdahale etmemişse… Ya da doğaüstü güçlere sahip değilse. Burada şu soru ortaya çıkar: Nihayetinde bahar, bugüne kadar her yıl gelmiş. Bu sizin önünüze bu böyle olmayacaktı şeklinde getiriliyor. Ve verilen mücadele sonrası bu durumun değiştiği iddia ediliyor. Hangi Mücadele? Neyin mücadelesi verilmiş olabilir? Kararlılığın mı? Peki, ne başarıldı? Mücadele etmekten vazgeçmemek mi? Bana burada eksik bir şeyler var gibi geliyor. Belki bu benim eksiğimdir. Belki haklıdır. Bahar, o mücadele ettiği için gelmiştir. Ya da gerçeklik çarpıtılıyor ve siz şu an ciddi bir kafa karışıklığı içindesiniz. Satürn ve Neptün Gezegenleri Satürn, fiziksel dünya ve sınırlarla ilgilidir. Neptün, bu sınırların çözülüp erimesiyle ilgilidir. Bir bakmışsınız önünüzde bir duvar var. Bir bakmışsınız aslında yok. Bir bakmışsınız o aslında bir duvar değil. Bir bakmışsınız siz olduğunuzu düşündüğünüz yerde değilsiniz. Hatta bir bakmışsınız siz olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsiniz. Bir bakmışsınız derste uyuyakalmışsınız. Bir bakmışsınız aslında yatağınızdasınız. Bir bakmışsınız deniz kıyısında güneşleniyorsunuz. Bir bakmışsınız uçakta uyuyakalmışsınız. Bir bakmışsınız bilgisayarınızın başındasınız ve bu satırları yazıyorsunuz. Bir bakmışsınız siz aslında onları okuyorsunuz. Koç Burcu Bir sabah düşünün. Gece ılık bir duş alıp erkenden yatmışsınız. Uykunuzu almışsınız. Kendiliğinden açılıyor gözleriniz. Dışarıdan kuş sesleri geliyor. Camı aralık bırakmışsınız. Yavaşça iterek açıyorsunuz pencereyi yattığınız yerden. Sabahın temiz havası odanıza doluyor. Derin bir nefes alıyorsunuz. Gözünüz saate ilişiyor. Erken bir saat… Yapacağınız her şeyi yapmak için yeteri kadar vaktiniz var.   Hafif bir gülümseme beliriyor yüzünüzde… Kalkıp kahvenizi demliyorsunuz. O demlenirken yüzünüzü yıkayıp dişlerinizi fırçalıyorsunuz. Aynada kendinize göz kırpıyorsunuz. Derken mis gibi kahve kokusu tüm evi sarıyor. Kahvenizi fincanınıza dolduruyorsunuz. Elinizdeki fincanı çalışma masanıza yerleştirip sandalyenize yerleşiyorsunuz. Bilgisayarınızı açıyorsunuz. Mesainiz başlıyor. Yapılacaklar listeniz neredeydi? Hah, işte burada! İyi ki dün yatmadan yazıp mantar panonuza asmışsınız. Ve bir sabah düşünün. Gece oldukça geç yatmışsınız. Alkolü fazla kaçırmışsınız. Üstünüz başınız leş gibi sigara kokuyor. Geceyle ilgili kareler parça parça zihninizde beliriyor. Yok artık, cidden bunu yaptınız mı? Çığlık atarak yastığa kafanızı gömüp yorganı üstünüze çekiyorsunuz. Uyumadan pencereyi açmamışsınız. Oda havasız kalmış. Camı açmaya çalışırken başınız dönüyor, mideniz bulanıyor. Zar zor nefes alıyorsunuz. Toparlanmaya çalışıyorsunuz. O sırada gözünüz saate ilişiyor. Lanet olsun! Katılmanız gereken toplantıya on beş dakikanız var. Yapmanız gereken bir sürü şey için yeterli vaktiniz yok. Gece makyajınızı da silmemişsiniz, resmen maymuna dönmüşsünüz. Saçınız başınız darmadağın. Aynaya kafa atasınız geliyor. Daha yüzünüzü bile yıkamadınız. Çeşmeyi açıp yüzünüzü yıkamaya çalışıyorsunuz. Kafanızın üzerinde bir suaygırı dans ediyor sanki! Nerede bu makyaj temizleyiciniz? Neden önce makyajınızı silmediniz ki! Koşuştururken bilgisayarın düğmesine basıyorsunuz. Hızlıca kendinize çekidüzen vermeye çalışıyorsunuz. Mideniz bulanıyor. Tuvalete gidip klozete kapanıp kapanmama konusunda kararsızsınız. Hemen bulduğunuz bir gömleği üzerinize geçiriyorsunuz. Saçlarınızı gelişigüzel topluyorsunuz. Of, gömleğiniz çok kırışık! Ütüyü prize takıyorsunuz. Son dakikalar… Ütü ısınırken gömleğinizi çıkarıyorsunuz. Ütü masası nerede? Hah, aç şunu! Ah, ütünün suyu bitmiş. Mutfaktan bir bardak içme suyu almaya gidiyorsunuz. Sürahi boş! Sürahiyi doldur. Bardağı doldur. Koş! Yarısı koşuştururken yere dökülüyor. Kalanı ütünün içine boşaltıyorsunuz. Cos! Gömleği ütülemeye çalışıyorsunuz. Aha yapıştı, çok ısınmış. Yandı gömlek! Neyse alt kısım, görünmez. Görünen kısımları, yakasını hızlıca ütülüyorsunuz. Üzerinize geçiriyorsunuz. Yandınız, çok sıcak! Toplantı başlıyor. Kameranızı açmaya çalışırken bakıyorsunuz, herkes gayet şık! Siz? Neyse diyorsunuz, sadece bir an önce şu toplantının bitmesini ve kendinizi yeniden yatağa atmayı istiyorsunuz. Zaten kimsenin sizi umursadığı yok. Ve kameranız açılır açılmaz aylardır beklediğiniz şey oluyor, müdürünüz ilk sözü size veriyor. Şaka mı? Ne o, yanık kokusu mu? Her iki senaryo da bu burç sembolizminin ifade ettikleriyle ilişkilendirebilir. Koç burcu, başlangıçları ifade eder. Nasıl başladığınız, sizin bugüne nasıl geldiğinizle ilgili olacaktır. Gezegen Hiyerarşisi Astrolojik analizde, ağır hareket eden gezegenler, hızlı hareket gezegenlere kıyasen daha derinde olanı ifade eder. Hikâyenin ana fikri gibi düşünebilirsiniz. Hani bir söz vardır: “Küçük insanlar kişileri, ortalama insanlar olayları, büyük insanlar ise fikirleri konuşur.” Ağır hareket eden gezegenler, fikirlerle ilgilidir. Hızlı hareket eden gezegenler kişi ve olaylarla ilgilidir. Olaylar, kişi ve bu fikirlerin kesişimi olarak kendini gösterir. Satürn ve Neptün Koç Burcunda Kavuşumu Daha önce bu kavuşum on sekizinci yüzyılın başında (28 Mart 1703) gerçekleşiyor. Bu dönemde; Dünyanın farklı bölgelerinde önemli siyasi değişimler yaşanıyor.   Yine bu dönemde, Osmanlı Devleti’nde “Edirne Vakası” (1703) olarak bilinen isyan gerçekleşiyor. Bu olay, III. Ahmet’in tahta çıkmasına yol açıyor. İsyanın temelinde ekonomik sıkıntılar ve yönetimden duyulan hoşnutsuzluk yatıyor. Osmanlı Devleti, iç karışıklıklarla uğraşırken aynı zamanda Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bilim dünyasında, Aydınlanma Çağı’nın etkisi sürüyor. Önemli bilimsel gelişmeler yaşanıyor. Bu yılların, bilimin temellerinin sağlamlaştığı ve yeni keşiflerin hız kazandığı bir dönem olduğu görülüyor. Sanat dünyasında, önemli değişimler görülüyor. Sanat dünyasında da yeniliklerin filizlendiği ve klasik ile modernin kesiştiği bir geçiş dönemi olarak öne çıkıyor. Satürn- Neptün Kavuşumu Yaklaşık her otuz altı- otuz yedi yılda bir kavuşum yapıyor. 1738 Yengeç Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 1773 Başak Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 1810 Yay Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 1846 Kova Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 1882 Boğa Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 1917 Aslan Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 18 Kasım 1952 Terazi Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 3 Mart 1989 Oğlak Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu 20 Şubat 2026 Koç Burcunda Satürn ve Neptün Kavuşumu Sonuç: Ne ile Karşı Karşıyayız? Tüm bu eşikler, büyük ideolojik değişimlerin, yeni toplumsal hareketlerin veya önemli tarihi kırılmaların yaşandığı dönemlere karşılık geliyor gibi görünüyor. Bu noktada, bu zamanlarda farklı etkenlerin de söz konusu olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Daha nitelikli bir gözlem için diğer ağır hareket eden gezegenleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bunu daha çok bir

Devam Okuyun..
Astroloji

Şimdi İnziva Vakti- Ay Oğlakta

“Üzerine düşeni yapmayanların, hayatlarının değişmesini beklemeye hakları yoktur.” Astrolojik semboller size, neler olacağından çok, olanın ne ile ilgili olabileceğini anlama şansı verir. Bu sayede kişisel döngülerinizi (buna benzer bir eşikten daha önce ne zaman geçtiğinizi) ve bunun sizin hangi parçanızla ilgili olduğunu (sizde nereye dokunduğunu, o parçanızla nasıl bir ilişkiniz olduğunu ve bunun hayatınızda ne gibi yansımaları olduğunu) anlama şansı verir. Oğlak Burcu ve Satürn Gezegeni Ay, hafızanızla ilgilidir. Dokunduğu yeri ve onun sizdeki karşılığını uyandırır. Oğlak burcu, toprak elementiyle soğuk ve kuru, kış mevsimi doğasıyla soğuk ve nemlidir. Baskın olan, soğukluktur. Bu durgunluk anlamına gelir. Donup kalmak gibi düşünebilirsiniz. Bu burcun yöneticisi olan Satürn gezegeninin korkuları ifade ettiğini düşünürsek bu ifade daha çok anlam kazanır. Güvende Hissetmemek Ay, beslenmekle ilgilidir. Oğlak burcunda zarar görür. Beslenme sağlıklı bir şekilde gerçekleşmeyebilir. Yetersiz ya da aşırı olabilir. Her ikisi de görülebilir. Sorun dengesiz olmasıdır. Yetersiz beslenme, ihtiyaçlarınıza yabancılaşmanıza ve aşırı beslenme, gerekli sınırları belirleyememenize sebep olabilir. Kendinizi ya aç ya da tıka basa yemiş bulabilirsiniz. Duygular Ay, duygularla ilgilidir. Dengesiz durumlarda, kendinizi duygularınıza kapılıp gitmiş bulabilirsiniz. Mesela önemli bir iş toplantınızın ortasında kendinizi gözyaşlarınız yarım daire şeklinde iki yanınıza dökülürken bulabilirsiniz ve buna engel olamayabilirsiniz. Ya da hiçbir şey hissetmiyormuşsunuz gibi gelir. Karşınızdakinin gözlerinden yaşlar süzülürken siz ona boş boş bakarsınız. Onun gözlerinin içi gülerken siz kendinizi gülümsemeye zorlarsınız. Duygu, onu anlamak için mantığınızın çok da işe yaradığı bir yer değildir. Tıpkı küçük bir bebek gibidir. Acıkmış olabilir. Altını pisletmiş olabilir. Gazı olabilir. Sıkılmış olabilir. Kötü bir rüya görmüş olabilir. Bir sürü olasılık var. Sadece ona dokunmanız bütün sorunu çözebilir. Ne yapsanız bir süre için hiçbir işe yaramayabilir. Sonra bir bakarsınız, ortalık süt liman… Sanki demin ortalığı birbirine katan o değilmiş gibi… Sınırlar ve Zincirler Hayatınızı sürdürmek için sınırlara ihtiyacınız vardır. Bu sınırlar duvarlara dönüştüğündeyse, kendinizi kapana kısılmış hissetmeye başlarsınız. Dönem dönem herkesin kendiyle kalma ihtiyacı olur. Hatta bu karşılanmadığında, insan kendini dağılmış hissetmeye başlar. Hayır diyebilmek güzeldir. Evet demek istemediğinizde… Her şeye hayır dediğinizdeyse, ya birçok şeye istemeyerek evet dediğiniz için yorgun düşmüşsünüzdür ya da kırgınsınızdır. İhtiyacınız ve hakkınız olanı yine alamazsınız. Gabore koyamadığınız sınırlar dolayısıyla indirdiğiniz duvarlardan söz eder. Jung, bir şeyi hiç yapmamanın da aşırılık olduğundan söz eder. Kararlılık ve Katılık Kararlılık, sizi hedeflerinize ulaştırabilir. Katılıksa bu süreçte yıpranmanıza sebep olur. En güzeli gerektiğinde menderesler çizerek ilerleyebilmektir. Kendinizi ve yolunuzu kaybetmeden, hayatın akışına da hiddetle basıp geçmeden. Sınırlarını bilenler, bunu aşma şansına sahip olur. Hayat size iki önemli soruyla gelir: Köy Meydanı Köy meydanına çıkan bir tek yolun olmadığını hatırlayın. Burada doğru soruyu sormak çok önemlidir: Sonuç: Nereye Bakalım? Sorumluluk bilincinizin ne dolayda olduğuna bakabilirsiniz. Neyin sorumluluğunu aldığınıza… Bazı insanlar, asıl yapmaları gereken şey bir kenarda öylece beklerken bir dolu başka şey yaparlar. Ve bunun da farkındadırlar. Korkularınızdan kaçamazsınız. Onlarla iletişim kurabilirsiniz. Bu sizin kendinizi daha iyi anlamanızı ve önceliklerinizi belirlemenizi sağlar. Besininiz yeterince, huzurunuz ve keyfiniz bolca olsun! Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Kâhinin Dudaklarından Dökülenler- Yay Dolunayı

İnsan Geleceğin Merakına Kapılıp Bugünü Kaçırır Ne büyük gizemdir yarın neler olacağı… Halbuki ne demiş atalarımız? Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Kim uğraşacak şimdi çarşambayla; hadi gel, perşembeyi konuşalım. Çünkü bugün günlerden Çarşamba! Bugüne ne getirmişsem yarına onu götüreceğim. Astrolojinin Neye Aracılık Ettiği Ben “İlim, ilim bilmektir; ilim, kendin bilmektir.” diyen Yunus Emre’nin tarafındayım. Tüm kadim bilgiler, en kıymetli şeyin insanın kendiyle ilgili keşfi olduğundan söz eder. Bunun ne anlama geldiğini bilme kapasitesi olmayanlar, diğerlerinin ve Yaratanın kendilerinden sakladıklarını öğrenmenin peşine düşerler. Halbuki bilmeye en çok ihtiyacımız olan ayan beyan ortada olandır. Doğa Sırrı İlk durak doğadır. Mevsimler, iklimler, canlılar, hatta cansız olduğu sanılan eşya… Yeryüzünde nefes almayan hiçbir şey yoktur. İnsanın tüm bunlarla yolculuğu, kendiyle yolculuğudur. Aradığımız her şey, sağımızda solumuzda, önümüzde ardımızdadır. Hayat bizden kendi sesimizi duymamızı ister. Bu ses, duyduğumuz her sestir. Kimi hoşumuza giden, kimi bizi oldukça rahatsız eden… Kimi bizi düşündüren kimi sadece zihinsel bir geviş getirmeden öteye gitmeyen… Yaşam Enerjisi Canlı olan, kendini yeniler. Yeni olana açıktır. Hazırdır. Akan sudan beslenir. Akar, yolu bulur, onu bilir. Ölü olan, bunu reddetmiştir. Çürür. Ayrışır. Kaybolur. Her şey olur. Parçalarını bir arada tutamaz. Dağılır. Kimlik, kişilik, aldığınız roller, bu rolün gerektirdikleri, sınırlar ve sizin yorumunuz, ona kattıklarınız, onunla sizin içinizde açılanlar… Yaratıcılık, sadece sanatçılar için değildir. Yaratıcılık, herkes için kıymetlidir. Bunun ne olduğunun farkında olanlar, canlıdır. Hayat verir. Ruhunu katar. Kalbini açar. Geri kalan, ölüdür. Sadece vakit öldürür. “Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere” Yay Dolunayı Yay burcu, kâhin burcudur. Öngörü, onun işidir. Es geçilen, kâhinlerin gelecekten söz ettiği sanılmasıdır. Onlar, kaderden söz eder ve kader, önünüze gelendir. Size düşen, onu keşfetmektir. Önünüze bir ayna gelir ve siz ona baktığınızda kendinizi görürsünüz. Kim olduğunuzu kabul etmek, kaderinizi kabul etmektir. Bu sizi kader kurbanı değil; kendinin hâkimi, yolculuğunun ışığı haline getirir. Böylelikle ait olduğunuz yeri bulur ve orada parlarsınız. Şans Denilen Şans, herkes için aynı şey değildir. Herkesi şanslı kılan bambaşka şeyler vardır ve herkese birtakım şanslar verilir. Sizi şanslı kılanın ne olduğunu anlamanız, kim olduğunuzu anlamanızla mümkündür. Hikayenize dönüp bakmanız ve sizi neye hazırladığının farkına varmanız… Geç Kalanlar Bizden Değildir “Bir büyücü asla geç kalmaz, Frodo Baggins. Erken de gelmez. Onlar, tam gelmesi gerektikleri zamanda gelir.” Ve aklımız bir gün başımıza gelir. Orada kendimize geliriz. Zaman öyle bir şeydir. Her şey anladığınız an başlar ve önünüzde uzanan, sonsuzluktur. Her ne kadar sizin için bir doğum tarihi belirlenmişse de ruhunuz çok daha eskidir. Ve kim bilir kaç kez daha doğarız bir ömür boyunca, kaç kez daha ölürüz. Her biri altın değerindedir. Evden her çıkışınız, veda edişinizdir oradaki hayatınıza ve eve her geri dönüşünüz, yeni bir hayata başlayışınızdır. Bu yaşadığınız şehir, ülke ve hatta işyeriniz, vakit geçirdiğiniz yerler diye uzayıp gider. Herkes Geleceği Merak Eder Kendi kendine gelecek değil ya, biri onu getirecek. Biz onu kimin getirdiğine bakalım. Gelenin ne için gelmiş olabileceğine… Hayatın kendisine… Bizim için ne anlama geldiğine… Ne için doğmuş olabileceğimize… Ben bir kuşun ya da bir ağacın varoluş krizi yaşadığını düşünmüyorum. Onlar, doğasını yaşıyor ve bundan dolayı suçluluk hissetmiyor. Hayata katabileceklerini katıyor. Sesiyle, nefesiyle ve belki besin zincirinin bir parçası olabilmesiyle… Beslenip besleyeceksiniz ve bir gün ya sindirilecek ya da çürüyüp gideceksiniz. Sizden geriye ne kalacak? Hiçbir şey. Elinizde ne kalabilir? Hevesiniz, heyecanınız, uyandırdıklarınız, sizde uyananlar, akmasına izin verdikleriniz, sizden aktıkça zenginleşip zenginleştirdikleriniz… İşleyen demir ışıldar. Üreten canlıdır. Yaşayan üretir. Ve onu görmezden gelemezsiniz. Sonuç: Keşfe Devam Herkese Alan Neyi öğrenirseniz öğrenin, daha öğreneceğiniz çok şey olduğunu bilin. Olasılıklar, öngörebildiğimiz kadarından ibaret değildir. Keşfimiz devam etmektedir. Bildiklerimiz, bugüne kadar olan deneyimimizin eseridir. Ve her şey bizim deneyimlediğimiz kadarından ibaret değildir. Diğerlerine de onların baktıkları pencerelere de kulak vermek gerekir. Kimseyi sizinle aynı pencereden bakmaya zorlamayın. Kendinizi almaya açın. Bir de oradan bakın. Alacağınızı alın ve gerisini bırakın. Kim olduğunuz ve varlığınızı daha farklı nasıl ortaya koyma şanslarınız olduğunu anlamaya çalışın. Bunu başardığınızda gelecek, yabancı değildir. Bundan sonra önünüze gelebilecek her şeyle aslında çok daha önce, birçok kez tanıştınız. Sadece aklınız başka yerdeydi, onu çok da duymaya çalışmadınız. Sır, döngüdür. Ve bu döngü, kendinizden kendinizedir. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Denizin Dalgasına Asılmış Düşler- Jüpiter Yengeçte

Yaşam Sırrı, Yaşayandadır ve Gördüğünüz Her Şey Canlıdır Jüpiter yengeçte nasıl tarif edilir? Her sabah uyandığınızda, demir almak üzere bir hazırlığa giriştiğinizi düşünün. Evden çıkışınız, yeni ufuklara yelken açışınız olsun. Yanaşacağınız kıyılar, çok iyi bildiğiniz bir yer olabilir. Yine de denizin sağı solu belli olmaz. Bir bakmışsınız sular sakin, bir bakmışsınız bir fırtına tutmuş sizi. Yaşamın Halleri Yaşam, denizler gibidir. Bazen çarşaf gibi bazen ağzı köpürmüş… Onu durgun gördüğünüzde ne yapsanız umurunda değilmiş gibi gelir. Bu haliyle tıpkı dikkati sizde olmayan bir ebeveyn gibidir. Siz de fırsattan istifade hınzırca planlar yapmaya başlarsınız. Biraz yaramazlıktan kimseye zarar gelmez diye düşünürsünüz. Hatta haddinizi aşar “bir kereden bir şey olmaz” dersiniz. Sanki “hafıza” denen bir şey yokmuş gibi! Dalgalar, gökyüzüne doğru yükselip intihar eden balinalar gibi ardı sıra kendilerini kıyıya vurduğundaysa içinizi büyük bir korku kaplar. Artık ne yapsanız onunla iletişim kuramazmışsınız gibi gelir. Sizi yutmak istercesine genişleyip daralan girdaplarıyla canınıza kastettiğini düşünürsünüz. Sizi cezalandırıyordur. Belki de bunu hak ettiniz. Anlamlandırmak İşin ilginç olanı nedir biliyor musunuz? Sizin anlamlandırmanız. Deniz durgundu. Siz buna bir anlam yüklediniz. Deniz dalgalı, her zaman ya da çok kez olduğu gibi bunu da es geçmediniz. İnsanın Yaratan’la kurduğu ilişki de böyledir. Bize onun cezalandırdığı öğretilir. Halbuki o sadece varlığını sürdürmektedir. Turgut Uyar’ın şu dizelerine uzanalım: Sizin alınız al, inandım. Morunuz mor, inandım. Tanrınız büyük, âmenna. Şiiriniz adamakıllı şiir, Dumanı da caba. Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. Bütün ağaçlarla uyuşmuşum, Kalabalık ha olmuş, ha olmamış. Sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum. Ama sokaklar şöyleymiş, Ağaçlar böyleymiş, Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de. Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara, Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum, Hiçbirinizle dövüşemem. Siz ne derseniz deyiniz Benim bir gizli bildiğim var, Sizin alınız al inandım, Sizin morunuz mor inandım, Ben tam dünyaya göre, Ben tam kendime göre, Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. Denge (Tel cambazının tel üstündeki durumunu anlatır şiirdir) Turgut Uyar (1927 – 1985) Yetişkin Olmak Bir yetişkini bir çocuk ya da ergenden ayıran, onun artık yaşamın sorumluluğunu alabileceği olgunluğa gelmesidir. O seçimler yapar. Öncelikler belirler. Ödeyeceği bedelleri göze alır. Gerektiğinde buna psikolojik hazırlık yapar. Ve devam eder. Kimseyi suçlamadan… Kimseyi cezalandırmaya kalkışmadan. Ceza “karşılık” anlamına gelir ve yaşam size ona verdiğinizin karşılığını verir. Alışveriş Kimin size ne verdiğine bakmayın. Onun size verdiği, ne almak istediğiyle ilgilidir. Hayatın size ne verdiğine, sizin hayata ne verdiğinize bakın. Öyle değilmiş gibi görünse de ne ekerseniz onu biçiyorsunuz. Rüzgâr eken fırtına biçiyor. Savaşa Yumulmak Kendinizi içine gömdüğünüz savaşlar vardır. Bunların içinde kendinizi uyuşturursunuz. Bu daha az hissetmenizi, daha az kendinizle buluşup kendi sesinize kulak vermenizi sağlar. Bunu yapmazsam ölürüm dediğiniz birçok şeyi yapmadığınızda çok kez ölmezsiniz. Ölüm korkusuyla yaptığınız birçok şeyse sizi günden güne çürütür. Kibir Kulesi Kibir, çok farklı şekillerde kendini gösterir. Sizsiz olmasın, sizinle ilgili her şey hafızalara kazınsın, siz artık orada olmasanız da size duyulan hayranlık, artık içinde hayat olmayan o ağaç kabuğu orada dimdik dursun istersiniz. Mutluluk Ülkesi Ve bir gün bir üflemeyle nalları dikersiniz. Sizi temsil edeceğini düşündüğünüzün ömrü de sizden çok daha uzun olmaz. Herkes unutulmaya mahkumdur. Elinizde kalacak bir şey varsa o da hatırlayacaklarınız olacaktır. Ve bir gün hatıralarınız sizden bağımsız ortalıkta dolaşan hayaletlere dönüşür. Mutlu hayaletler vardır. Mutsuz olanlar da… Mutluluk ne olduğu değil, olanı sizin nasıl karşıladığınızla ilgilidir. Suyun Altında Yaşam Suyun altında bir dünya var. O dünya siz, o dünyayı dolduran her şey, bedeniniz… Geçip gidiyorsunuz. Bir dost tebessümünde kurulan düşlerde kalıyor benliğiniz… Adaleti siz sağlayacak değilsiniz. Adalet, bir yetişkindir. O üzerine düşeni yerine getirir. Sizin sadece kendi üzerinize düşeni fark etmeniz gerekir. Yaratan bir tane, onu algılayanların ona dair yarattıklarıysa yeryüzünde nefes alan canlı kadardır. Sonuç: Yaşam Yolu Değişim, zincirlerinizin farkına vardığınızda başlar. Onu kırmanız gerekmez. Zarifçe boynunuzdan çıkarmanız yeterlidir. Yol, böylelikle açılır. Ve su akıp yolunu bulur. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Kâşifin Gezi Notları

Hangi Dünya? Olduğuna inandığımız kadar bir dünyada yaşarız. Okyanusun ilerisi dünyanın sonu gibi gelir. Biri oraya geçecek cesareti gösterir. Görür ki orası dünyanın sonu değil. Oradan denizin suyu uzay boşluğuna dökülmüyor. Yeni Bir Dünya Coğrafi keşifler öncesi durum, her birimizin kişisel keşifleri öncesinde de geçerlidir. Orası sanki dünyanın sonu gibi gelir. Sanki orada daha da nefes alamayız. Ve sonra bir şey olur. Kendimizi o bilinmezliğe yelken açmış buluruz. Ve dünyanın sonu değil, yeni bir dünyanın keşfi gelir. Tüm Muhteşem Hikayeler Ben Tolstoy’un “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” sözünü çok severim. Çıktığım her yolculuk, benim için yeni keşiflere vesile olmuştur. Bir Kristof Kolomb değilsem de yahut bir Evliya Çelebi, “bir ben vardır bende, benden içeri” Bir Yabancı Bir yabancı bana hep oldukça çekici gelmiştir. Onun, tüm inançlarımı yıkıp geçeceğini bilsem de sonrası, en az kaybettiklerim kadar kazandıklarım olmuştur. İnancımı kaybetmedim, sadece putlarımı yıktım. Bu beni daha insanlaştırdı. Yine inandım. Sadece, artık benimle aynı şeye inanmayanların üzerine yürümeye kalkmadım. Birbirini Kapsamak Onlarla kol kola yürüdük biraz. Güvendiler bana. Güvendim onlara. Ben yüzümü onların baktıkları yere çevirdim, onlar yüzlerini, benim baktığım yere çevirdi. Ufkumuz genişledi. Birbirimizi ötekileştirmektense birbirimizi kapsar hale geldik. Masa Da Masa Bir masanın hangi ayağı daha doğrudur? Bir masa ancak dört ayağıyla ayakta durur. Bir ayak “En iyisi benim, siz burayı terk edin!” dese ve onlar bunu kabul etse masa, masa mı olur? Keşfin Sihri Her keşif, o güne getirdiklerini geride bırakabilmeyi gerektirir. En azından bir süre için. Bunu başardığımızda, her şey, çok daha fazlasıyla geri gelir. Kendine Gelmek Bir gün bir yerde kendimize geleceğiz. Ve o gün, şunu fark edeceğiz: Hiçbir şey kaybetmedik. Sadece dahasına yer açmak için, bir süreliğine onları hayata emanet ettik. Ve bir gün şunu fark edecektik: Onları emanet ettiğimiz, onlara emanet ettiğimiz, onları emanet eden, sonrasında önümüze gelen, aldığımız ve verdiğimiz, hepsi bizdik. Bir gün orada kendimize gelene dek sadece yola devam edecektik. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

İlmin Düş Fısıltısını Hissetmek

Günün Tarot Kartı: Aşıklar Numerolojik Değeri: 17 (Yıldız) /8 (Adalet) Astrolojik Etkisi: Ay başak burcuna geçiyor Başak burcu deyince akla ilk gelen titizlik ve mükemmeliyetçilik olur. Buradan yola çıkarak hiçbir şeyi beğenmeyeceği, sürekli bir kusur bulacağı, onu düzeltmeye çalışacağı, bunun onun tam da yapması gereken şey olduğu düşünülür. Değildir. Başak burcunun öncelikli hedefi kendisi için basitlik ve sadeliktir. İşleri kolaylaştırması gerekir. Hatasız olmaya değil hatalarını fark edip benzer hataları tekrar etmemeye çalışırsa sonuç alır. Bunun için kendi özeleştirisini yapabilmesi gerekir. Başak burcu, öğrenme sürecinin çıraklık- ustalık boyutudur. İyi bir çırak değilseniz iyi bir usta da olmazsınız. Bu doğru ustayı bulmanızla mümkündür. Alanında yetkin birisini sizin için doğru kişi haline getiren, benzer bir vizyonunuzun olmasıdır. Bir ustanın tarafsız olması gerekir. Bu çok önemlidir. Onun üzerine düşen, kendinizi keşfetmenizi sağlamasıdır. Sizde daha fazlasını araştırma ve öğrendiklerinizi uygulama arzusu uyandırır. Gerisi kendiliğinden gelir. Sizi ancak kendi gelebildiği yere taşıyan, iyi bir usta değildir. Boynuz kulağı geçmeli, usta ve çırak, birlikte yeni ufuklar keşfedebilmelidir. Onlar birbirinin tutsağı haline gelmek yerine iki özgür yol arkadaşı olabilmelidir. Kendi potansiyelini ortaya koyamamış yani kendini bulamamış kişi, bir başkasına kendi potansiyelini ortaya koyma konusunda yardımcı olamaz. Ustanızın kendisini yenileyen, farklı bakış açılarını takdir eden mi yoksa sınırlı bilgisine mahkum, dahasının peşine düşeni tehdit olarak algılayıp ona ateş eden biri mi olduğuna bakın. Birlikte öğrenemediğiniz bir yerde öğrenemezsiniz. Her öğrenci, öğretmeninin devam eden öğrenme sürecidir. Ya da o bilmesi gereken her şeyi bildiğine inanma tuzağına düşer ki bu kendi kendini bitirişidir. Bu olduğunda, bir süre sonra bir şekilde küser ve köşesine çekilir. “Aşıklar” kartı, kalbinizin evet dediği şeyi yapmaktır. Ustanızı aklınızla da kalbinizle de seçebilirsiniz. Her ikisi de size çok şey öğretir. Kalbinizle seçtiğiniz size karanlığı, aklınızla seçtiğiniz aydınlığı gösterir ve sizin kendi ışığınızı yakmanız için, ikisini de tanımanız gerekir. Kalbinizle yaptınız her seçim, size kendinizi buldurur. Onu reddederek de sadece onun peşinden giderek de gelişemezsiniz. Kalem, akıl mürekkebiniz kalp ilhamınız olduğunda gerçekleri yazar. Cevap, oradadır. Yıldız ve Adalet kartları; dünyadaki ve evrendeki ritim, ölçü ve düzeni anlatır. Bunun ne anlama geldiğini fark ettiğinizde, hem doğanın bir parçası hem de onun geniş ufuklara açılan kanatları olursunuz. Herkes, kendi düzeninden sorumludur. Bunu kurmaksa ancak, kendinizi tanımakla olur. Hatırlayın: “İlim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir.” Hüseyin Akdağ Astrolojik Danışmanlık

Devam Okuyun..
Tarot

Abdalın Mucizesi

Günün Tarot Kartı: Abdal Günün Numerolojik Değeri: 19 (Güneş)/ 10 (Kader Çarkı)/ 1 (Büyücü) Günün Astrolojik Etkisi: Ay ve Mars gezegenlerinin aslan burcunda kavuşumu “Ya hiçbir şey bilmiyordur ya da bilgisini kullanmıyordur.” “Tarot ve Kahramanın Yolculuğu” kitabında Hajo Banzhaf, “Abdal” kartıyla ilgili tam da bu ifadeyi kullanır. Saf bir merak duygusu… Yeni şeyler keşfetmeye duyulan iştah… Tıpkı küçük bir çocuk gibi! Bugüne kadar öğrenilmiş hiçbir şeyin, yeni keşiflerin önüne geçmemesi… Nihayetinde birileri ötesinin olabileceğini düşünmeseydi, hiçbir keşif gerçekleşmezdi. “Abdal” kartı, bir yolculuğun başlangıcıdır. Önündeki uçurum, bu yolculukta kendini ve haliyle yolunu kaybetme tehlikesidir. İnsanın ışığı, kendiyle ilgili farkındalığıdır. (“Ermiş” kartı) İnsan, kimi sosyal ödüllerin büyüsüne kapılıp birtakım beklentileri karşılama çabasıyla kendine yabancılaştığında, “kendini durmadan koşmasına rağmen hiç ilerleyemediği bir çemberin içinde bulur.” (“Şeytan” kartı) “Bir ben var, benden içeri…” Bir “olduğunuzu düşündüğünüz” ya da “size olduğunuz düşündürülen” siz varsınızdır. Bir de bunun ötesinde, “henüz keşfedilmemiş” ya da “yeni yeni keşfettiğiniz” bir siz vardır. İşte bu soruların cevaplarını çok daha derinlere bakıp oralarda bulduğunuzda, siz kaynağınızla bağlantı kurmuş olursunuz. Bu ancak, özgür kaldığınızda olur. Özgürlüğünüz, göze alabileceğiniz kadardır. Ne kadarının sizin için yeterli olduğunu anlamak, ancak içinizdeki o küçük çocuğun sesini duyduğunuzda mümkün olur. Her şeyi bilerek geldiniz, sadece hayatta kalma savaşının yarattığı korkularla, bazen gereğinden fazla taviz verdiniz. Şimdi yeni sınırlar belirleyebilecek güçtesiniz. Hüseyin Akdağ Astrolojik Danışman

Devam Okuyun..

Mail Listemize Kayıt Olun.

Bültenimize kaydolduğunuzda en son haberlerimiz, tekliflerimiz ve etkinliklerimiz ile güncel kalın.

Hüseyin Akdağ © 2022 | Tüm Hakları Saklıdır.

×
×

Sepet