Category: Astroloji

Astroloji

Kâhinin Dudaklarından Dökülenler- Yay Dolunayı

İnsan Geleceğin Merakına Kapılıp Bugünü Kaçırır Ne büyük gizemdir yarın neler olacağı… Halbuki ne demiş atalarımız? Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Kim uğraşacak şimdi çarşambayla; hadi gel, perşembeyi konuşalım. Çünkü bugün günlerden Çarşamba! Bugüne ne getirmişsem yarına onu götüreceğim. Astrolojinin Neye Aracılık Ettiği Ben “İlim, ilim bilmektir; ilim, kendin bilmektir.” diyen Yunus Emre’nin tarafındayım. Tüm kadim bilgiler, en kıymetli şeyin insanın kendiyle ilgili keşfi olduğundan söz eder. Bunun ne anlama geldiğini bilme kapasitesi olmayanlar, diğerlerinin ve Yaratanın kendilerinden sakladıklarını öğrenmenin peşine düşerler. Halbuki bilmeye en çok ihtiyacımız olan ayan beyan ortada olandır. Doğa Sırrı İlk durak doğadır. Mevsimler, iklimler, canlılar, hatta cansız olduğu sanılan eşya… Yeryüzünde nefes almayan hiçbir şey yoktur. İnsanın tüm bunlarla yolculuğu, kendiyle yolculuğudur. Aradığımız her şey, sağımızda solumuzda, önümüzde ardımızdadır. Hayat bizden kendi sesimizi duymamızı ister. Bu ses, duyduğumuz her sestir. Kimi hoşumuza giden, kimi bizi oldukça rahatsız eden… Kimi bizi düşündüren kimi sadece zihinsel bir geviş getirmeden öteye gitmeyen… Yaşam Enerjisi Canlı olan, kendini yeniler. Yeni olana açıktır. Hazırdır. Akan sudan beslenir. Akar, yolu bulur, onu bilir. Ölü olan, bunu reddetmiştir. Çürür. Ayrışır. Kaybolur. Her şey olur. Parçalarını bir arada tutamaz. Dağılır. Kimlik, kişilik, aldığınız roller, bu rolün gerektirdikleri, sınırlar ve sizin yorumunuz, ona kattıklarınız, onunla sizin içinizde açılanlar… Yaratıcılık, sadece sanatçılar için değildir. Yaratıcılık, herkes için kıymetlidir. Bunun ne olduğunun farkında olanlar, canlıdır. Hayat verir. Ruhunu katar. Kalbini açar. Geri kalan, ölüdür. Sadece vakit öldürür. “Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere” Yay Dolunayı Yay burcu, kâhin burcudur. Öngörü, onun işidir. Es geçilen, kâhinlerin gelecekten söz ettiği sanılmasıdır. Onlar, kaderden söz eder ve kader, önünüze gelendir. Size düşen, onu keşfetmektir. Önünüze bir ayna gelir ve siz ona baktığınızda kendinizi görürsünüz. Kim olduğunuzu kabul etmek, kaderinizi kabul etmektir. Bu sizi kader kurbanı değil; kendinin hâkimi, yolculuğunun ışığı haline getirir. Böylelikle ait olduğunuz yeri bulur ve orada parlarsınız. Şans Denilen Şans, herkes için aynı şey değildir. Herkesi şanslı kılan bambaşka şeyler vardır ve herkese birtakım şanslar verilir. Sizi şanslı kılanın ne olduğunu anlamanız, kim olduğunuzu anlamanızla mümkündür. Hikayenize dönüp bakmanız ve sizi neye hazırladığının farkına varmanız… Geç Kalanlar Bizden Değildir “Bir büyücü asla geç kalmaz, Frodo Baggins. Erken de gelmez. Onlar, tam gelmesi gerektikleri zamanda gelir.” Ve aklımız bir gün başımıza gelir. Orada kendimize geliriz. Zaman öyle bir şeydir. Her şey anladığınız an başlar ve önünüzde uzanan, sonsuzluktur. Her ne kadar sizin için bir doğum tarihi belirlenmişse de ruhunuz çok daha eskidir. Ve kim bilir kaç kez daha doğarız bir ömür boyunca, kaç kez daha ölürüz. Her biri altın değerindedir. Evden her çıkışınız, veda edişinizdir oradaki hayatınıza ve eve her geri dönüşünüz, yeni bir hayata başlayışınızdır. Bu yaşadığınız şehir, ülke ve hatta işyeriniz, vakit geçirdiğiniz yerler diye uzayıp gider. Herkes Geleceği Merak Eder Kendi kendine gelecek değil ya, biri onu getirecek. Biz onu kimin getirdiğine bakalım. Gelenin ne için gelmiş olabileceğine… Hayatın kendisine… Bizim için ne anlama geldiğine… Ne için doğmuş olabileceğimize… Ben bir kuşun ya da bir ağacın varoluş krizi yaşadığını düşünmüyorum. Onlar, doğasını yaşıyor ve bundan dolayı suçluluk hissetmiyor. Hayata katabileceklerini katıyor. Sesiyle, nefesiyle ve belki besin zincirinin bir parçası olabilmesiyle… Beslenip besleyeceksiniz ve bir gün ya sindirilecek ya da çürüyüp gideceksiniz. Sizden geriye ne kalacak? Hiçbir şey. Elinizde ne kalabilir? Hevesiniz, heyecanınız, uyandırdıklarınız, sizde uyananlar, akmasına izin verdikleriniz, sizden aktıkça zenginleşip zenginleştirdikleriniz… İşleyen demir ışıldar. Üreten canlıdır. Yaşayan üretir. Ve onu görmezden gelemezsiniz. Sonuç: Keşfe Devam Herkese Alan Neyi öğrenirseniz öğrenin, daha öğreneceğiniz çok şey olduğunu bilin. Olasılıklar, öngörebildiğimiz kadarından ibaret değildir. Keşfimiz devam etmektedir. Bildiklerimiz, bugüne kadar olan deneyimimizin eseridir. Ve her şey bizim deneyimlediğimiz kadarından ibaret değildir. Diğerlerine de onların baktıkları pencerelere de kulak vermek gerekir. Kimseyi sizinle aynı pencereden bakmaya zorlamayın. Kendinizi almaya açın. Bir de oradan bakın. Alacağınızı alın ve gerisini bırakın. Kim olduğunuz ve varlığınızı daha farklı nasıl ortaya koyma şanslarınız olduğunu anlamaya çalışın. Bunu başardığınızda gelecek, yabancı değildir. Bundan sonra önünüze gelebilecek her şeyle aslında çok daha önce, birçok kez tanıştınız. Sadece aklınız başka yerdeydi, onu çok da duymaya çalışmadınız. Sır, döngüdür. Ve bu döngü, kendinizden kendinizedir. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Denizin Dalgasına Asılmış Düşler- Jüpiter Yengeçte

Yaşam Sırrı, Yaşayandadır ve Gördüğünüz Her Şey Canlıdır Jüpiter yengeçte nasıl tarif edilir? Her sabah uyandığınızda, demir almak üzere bir hazırlığa giriştiğinizi düşünün. Evden çıkışınız, yeni ufuklara yelken açışınız olsun. Yanaşacağınız kıyılar, çok iyi bildiğiniz bir yer olabilir. Yine de denizin sağı solu belli olmaz. Bir bakmışsınız sular sakin, bir bakmışsınız bir fırtına tutmuş sizi. Yaşamın Halleri Yaşam, denizler gibidir. Bazen çarşaf gibi bazen ağzı köpürmüş… Onu durgun gördüğünüzde ne yapsanız umurunda değilmiş gibi gelir. Bu haliyle tıpkı dikkati sizde olmayan bir ebeveyn gibidir. Siz de fırsattan istifade hınzırca planlar yapmaya başlarsınız. Biraz yaramazlıktan kimseye zarar gelmez diye düşünürsünüz. Hatta haddinizi aşar “bir kereden bir şey olmaz” dersiniz. Sanki “hafıza” denen bir şey yokmuş gibi! Dalgalar, gökyüzüne doğru yükselip intihar eden balinalar gibi ardı sıra kendilerini kıyıya vurduğundaysa içinizi büyük bir korku kaplar. Artık ne yapsanız onunla iletişim kuramazmışsınız gibi gelir. Sizi yutmak istercesine genişleyip daralan girdaplarıyla canınıza kastettiğini düşünürsünüz. Sizi cezalandırıyordur. Belki de bunu hak ettiniz. Anlamlandırmak İşin ilginç olanı nedir biliyor musunuz? Sizin anlamlandırmanız. Deniz durgundu. Siz buna bir anlam yüklediniz. Deniz dalgalı, her zaman ya da çok kez olduğu gibi bunu da es geçmediniz. İnsanın Yaratan’la kurduğu ilişki de böyledir. Bize onun cezalandırdığı öğretilir. Halbuki o sadece varlığını sürdürmektedir. Turgut Uyar’ın şu dizelerine uzanalım: Sizin alınız al, inandım. Morunuz mor, inandım. Tanrınız büyük, âmenna. Şiiriniz adamakıllı şiir, Dumanı da caba. Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. Bütün ağaçlarla uyuşmuşum, Kalabalık ha olmuş, ha olmamış. Sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum. Ama sokaklar şöyleymiş, Ağaçlar böyleymiş, Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de. Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara, Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum, Hiçbirinizle dövüşemem. Siz ne derseniz deyiniz Benim bir gizli bildiğim var, Sizin alınız al inandım, Sizin morunuz mor inandım, Ben tam dünyaya göre, Ben tam kendime göre, Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. Denge (Tel cambazının tel üstündeki durumunu anlatır şiirdir) Turgut Uyar (1927 – 1985) Yetişkin Olmak Bir yetişkini bir çocuk ya da ergenden ayıran, onun artık yaşamın sorumluluğunu alabileceği olgunluğa gelmesidir. O seçimler yapar. Öncelikler belirler. Ödeyeceği bedelleri göze alır. Gerektiğinde buna psikolojik hazırlık yapar. Ve devam eder. Kimseyi suçlamadan… Kimseyi cezalandırmaya kalkışmadan. Ceza “karşılık” anlamına gelir ve yaşam size ona verdiğinizin karşılığını verir. Alışveriş Kimin size ne verdiğine bakmayın. Onun size verdiği, ne almak istediğiyle ilgilidir. Hayatın size ne verdiğine, sizin hayata ne verdiğinize bakın. Öyle değilmiş gibi görünse de ne ekerseniz onu biçiyorsunuz. Rüzgâr eken fırtına biçiyor. Savaşa Yumulmak Kendinizi içine gömdüğünüz savaşlar vardır. Bunların içinde kendinizi uyuşturursunuz. Bu daha az hissetmenizi, daha az kendinizle buluşup kendi sesinize kulak vermenizi sağlar. Bunu yapmazsam ölürüm dediğiniz birçok şeyi yapmadığınızda çok kez ölmezsiniz. Ölüm korkusuyla yaptığınız birçok şeyse sizi günden güne çürütür. Kibir Kulesi Kibir, çok farklı şekillerde kendini gösterir. Sizsiz olmasın, sizinle ilgili her şey hafızalara kazınsın, siz artık orada olmasanız da size duyulan hayranlık, artık içinde hayat olmayan o ağaç kabuğu orada dimdik dursun istersiniz. Mutluluk Ülkesi Ve bir gün bir üflemeyle nalları dikersiniz. Sizi temsil edeceğini düşündüğünüzün ömrü de sizden çok daha uzun olmaz. Herkes unutulmaya mahkumdur. Elinizde kalacak bir şey varsa o da hatırlayacaklarınız olacaktır. Ve bir gün hatıralarınız sizden bağımsız ortalıkta dolaşan hayaletlere dönüşür. Mutlu hayaletler vardır. Mutsuz olanlar da… Mutluluk ne olduğu değil, olanı sizin nasıl karşıladığınızla ilgilidir. Suyun Altında Yaşam Suyun altında bir dünya var. O dünya siz, o dünyayı dolduran her şey, bedeniniz… Geçip gidiyorsunuz. Bir dost tebessümünde kurulan düşlerde kalıyor benliğiniz… Adaleti siz sağlayacak değilsiniz. Adalet, bir yetişkindir. O üzerine düşeni yerine getirir. Sizin sadece kendi üzerinize düşeni fark etmeniz gerekir. Yaratan bir tane, onu algılayanların ona dair yarattıklarıysa yeryüzünde nefes alan canlı kadardır. Sonuç: Yaşam Yolu Değişim, zincirlerinizin farkına vardığınızda başlar. Onu kırmanız gerekmez. Zarifçe boynunuzdan çıkarmanız yeterlidir. Yol, böylelikle açılır. Ve su akıp yolunu bulur. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Kâşifin Gezi Notları

Hangi Dünya? Olduğuna inandığımız kadar bir dünyada yaşarız. Okyanusun ilerisi dünyanın sonu gibi gelir. Biri oraya geçecek cesareti gösterir. Görür ki orası dünyanın sonu değil. Oradan denizin suyu uzay boşluğuna dökülmüyor. Yeni Bir Dünya Coğrafi keşifler öncesi durum, her birimizin kişisel keşifleri öncesinde de geçerlidir. Orası sanki dünyanın sonu gibi gelir. Sanki orada daha da nefes alamayız. Ve sonra bir şey olur. Kendimizi o bilinmezliğe yelken açmış buluruz. Ve dünyanın sonu değil, yeni bir dünyanın keşfi gelir. Tüm Muhteşem Hikayeler Ben Tolstoy’un “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” sözünü çok severim. Çıktığım her yolculuk, benim için yeni keşiflere vesile olmuştur. Bir Kristof Kolomb değilsem de yahut bir Evliya Çelebi, “bir ben vardır bende, benden içeri” Bir Yabancı Bir yabancı bana hep oldukça çekici gelmiştir. Onun, tüm inançlarımı yıkıp geçeceğini bilsem de sonrası, en az kaybettiklerim kadar kazandıklarım olmuştur. İnancımı kaybetmedim, sadece putlarımı yıktım. Bu beni daha insanlaştırdı. Yine inandım. Sadece, artık benimle aynı şeye inanmayanların üzerine yürümeye kalkmadım. Birbirini Kapsamak Onlarla kol kola yürüdük biraz. Güvendiler bana. Güvendim onlara. Ben yüzümü onların baktıkları yere çevirdim, onlar yüzlerini, benim baktığım yere çevirdi. Ufkumuz genişledi. Birbirimizi ötekileştirmektense birbirimizi kapsar hale geldik. Masa Da Masa Bir masanın hangi ayağı daha doğrudur? Bir masa ancak dört ayağıyla ayakta durur. Bir ayak “En iyisi benim, siz burayı terk edin!” dese ve onlar bunu kabul etse masa, masa mı olur? Keşfin Sihri Her keşif, o güne getirdiklerini geride bırakabilmeyi gerektirir. En azından bir süre için. Bunu başardığımızda, her şey, çok daha fazlasıyla geri gelir. Kendine Gelmek Bir gün bir yerde kendimize geleceğiz. Ve o gün, şunu fark edeceğiz: Hiçbir şey kaybetmedik. Sadece dahasına yer açmak için, bir süreliğine onları hayata emanet ettik. Ve bir gün şunu fark edecektik: Onları emanet ettiğimiz, onlara emanet ettiğimiz, onları emanet eden, sonrasında önümüze gelen, aldığımız ve verdiğimiz, hepsi bizdik. Bir gün orada kendimize gelene dek sadece yola devam edecektik. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Adaletin Keskin Kılıcı

Adaletin Ne Olduğu Adaletin ne olduğunu çok iyi anlamak gerekir. Adil olan, hakkınız olandır. Hak, “varlığı değişmeden duran” anlamına gelir. Hakkınız olanı, kimse sizden alamaz. Olsa olsa gecikmeler olur. Böylelikle onu aldığınızda, onun değerini daha çok bilirsiniz. Hakkınız Olduğunu Düşündüğünüz Ola ki hakkınız olduğunu düşündüğünüz bir şeyi alamamışsanız ya o sandığınız gibi hakkınız değildir ya da hakkınız olan, düşündüğünüz şey değildir. Hakkınız olan, sandığınızdan çok daha fazlası olabilir. Siz bunun ne anlama geldiğinin henüz farkında olmayabilirsiniz.  Neyin henüz elinize geçmiş olmamasının sizi neyden koruduğundan… Ve elinize geçenin, ilk bakışta başınıza gelen bir bela gibi gözükse de aslında ne kadar değerli olduğunun… Kazanç ve Kayıp Kazanç ödül, kayıp ceza gibi gelir. Halbuki bazı kayıplar, bazı kazançlardan çok daha kıymetlidir. Kaybettiğiniz hafifleyen, kazandığınız ağırlaşan yüreğiniz olabilir. İnsan, “kazandıkça” var olur gibi gelir. Göz ardı edilen, insanın kaybettikçe olgunlaştığıdır. Kayıplarınızla Baş Etme Şekliniz Kayıplarınızla baş etme şekliniz, sizin gelişiminizde büyük rol oynar. Kaybınıza verdiğiniz tepki, buna dair gözleminiz, bu sürecin size fark ettirdikleri, sonrasına dair aralanan kapılar, yeniden yapılandırdığınız yaşam deneyiminiz; yersiz kaygıların yerini alan, daha derin anlamlar… Derinlik ve Basitlik Derin anlamlara, karmaşık çözümlemelerle ulaşılabilir gibi düşünülür. Halbuki derin olan, oldukça basittir. Bu hakikattir. Onunla kalmak, insana iyi gelir. Aslında bu kadarmış dersiniz. Ve bu kadarı yeterliymiş. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

Sağlıklı İlişkinin Gücü Terazi Burcu

İnsanın Kendiyle Kurduğu İlişki Terazi burcu, tüm ilişkilerin ve en önemlisi, insanın kendiyle kurduğu ilişkinin anahtarıdır. Burada en önemsediğim ilke ölçülülüktür. Ölçülülük, herhangi bir şeyde, aşırıya kaçmaktan kaçınmaktır. Carl Gustav Jung, bir şeyi hiç yapmamanın da aşırılık olduğundan söz eder. Aşırılıklar Genelde aşırılıkların, karşılamadığı ihtiyaçtan doğan bir boyutu vardır. Asıl ihtiyaç duyduğunuz yemek değilken yediğiniz yemek, asıl ihtiyaç duyduğunuz cinsel ilişkiye girmek değilken cinsel deneyim peşinde olmanız, asıl ihtiyaç duyduğunuz öfkenizi değil üzüldüğünüzü göstermekken kendinizi ateş püskürürken bulmanız gibi. Yemek Yemenin Size Hissettirdiği Burada olanı anlamak için yemek yemenin size ne hissettirdiğine bakmanız gerekir. Beslenmek, hayatın size verdiğine kendinizi açmak; tat almak, tadına bakmak, tadını çıkarmak… Bu bağlamda düşünmek gerekir. Heyecan ve Şefkat İhtiyacı Cinsellik, heyecan ve şefkat ihtiyacını karşılamak için tercih edilebilir. İhtiyaç duyduğunuz heyecanı karşılamak için birtakım oyunlar yaratırsınız. Kendinizi hayatınızda birçok kriz yaratacak bir ilişkiye çekilmiş bulursunuz. İlk zamanlar bu heyecan, yarattığı stres size yeniden hayat bulmuşsunuz hissi verse de uzun vadede yıpratıcıdır ve hayal kırıklığı yaratma ihtimali yüksektir. Temas- Güvende Hissetmek Temas, güvende hissetmek, şefkat görmek- göstermek, gevşemek, zihninizin boşalması, yeniden hayatın akışıyla daha uyumlu hale gelmiş hissetmek… Tüm bu saydıklarımız birbiriyle bağlantılıdır. Bunlar gerçek anlamda güvenli bağlanmayla sağlanabilir. Bu da içsel bir hazırlığı, buna hazır olma halini gerektirir. Değilse sadece geçici bir histen ibaret olur. İşte bu demenizle bu da değil demeniz arasındaki süre uzun değildir. Salt Fiziksel Deneyim İhtiyaç duyduğunuz salt fiziksel bir deneyim de olabilir. Duygusal anlamda zaten yeterince beslenebildiğiniz kaynaklarınız olabilir. Bu durumda dürüst olabilmeniz değerlidir, önce kendinize sonra karşınızdaki kişiye karşı. Bu her iki tarafın da ortak isteği olduğunda, ihtiyaç karşılanır ve teşekkür ederek yolculuklarınıza devam edebilirsiniz. Dilinizde güzel bir tat kalır. Öfkenin Gösterdiği Öfke, önemli bir duygudur. Bir şeylerin yolunda gitmediğini gösterir. Bir süredir sizi üzen şeyi ifade edememiş olabilirsiniz ve sisteminiz acil durum çağrısı yapmış olabilir. Bu artık öfkenizi kontrol edemediğiniz yerdir. Acı eşiklerinin farklı olması gibi, öfke eşikleri de farklıdır. Üzgünüm Demek Üzgünüm demek, size kendinizi zayıf hissettirebilir. Bu içinize düşen bir korkuyla da ilgili olabilir. Bunu ifade edebilmeniz ve karşınızdaki kişinin bu anlamda size sağlayabileceği desteğe kendinizi açabilmeniz çok değerlidir. Bunu yapamadığınızda, sisteminiz kendini korumak için öfkeyi devreye alır. Bu sizin hem kendinize hem karşınızdaki kişiye duyduğunuz kızgınlıktır ve bunu yaratan, iletişimsizliktir. İfadenin Gücü Siz kendinizi karşınızdaki kişiye uygun şekilde ifade edemediğinizde, karşınızdaki kişinin de size kendini açma şansı doğmaz. Bu sizi birbirinize yabancılaştırır. Bu yüzden zorlu çatışmalar dahi iletişimsizlikten daha umut vericidir. Hala bir bağ vardır ve ihtiyaçlarınızın farkına varıp birlikte bunları giderilebileceğinizi anladığınızda, birbirinize gerçek anlamda güvenebilirsiniz. Birbirinize belli konularda anlayış gösterebilirsiniz. Çünkü içten bir çaba olduğunu bilirsiniz. Kendinizi tehdit altında, suçlanmış, aşağılanmış hissetmezsiniz. Hislerinizi ifade ederken bu ifadenin karşınızdaki kişiye hissettirebileceklerini düşünürsünüz. Çok Fazla Fedakarlıkta Bulunmak Birini çok sevmek ve onun için çok fazla fedakarlıkta bulunmak, sonrasında büyük öfkeler getirir. Hele ki karşı taraf bu fedakarlıkları fark edip beklediğiniz hassasiyeti göstermemişse… Bu durumda terazi burcunun “hesap defteri” dediğimiz boyutu devreye girer. Bu gölge yönlerinden biridir. Sağlıklı kullanımı, içinizden geleni yapmak, böylelikle ilişkiye kendinizi katmak, bu deneyimden beslenmektir. Bu süreç, karşınızdaki kişiyle tam olarak neyi paylaşmaya gönüllü olduğunuzu ona ifade edebilmeniz, onun tam olarak neyi paylaşmaya gönüllü olduğunu ondan duyabilmeniz ve sizler için bunların değerini belirlemek şeklinde deneyimlenir. İlişki İçinde Kendiniz Olmak Herkes bir ilişkiye başka şeyler katar. İlişki, sizden olmadığınız birisi olmanızı beklediğinde, bu sizin bir yerden sonra oraya ait hissetmemenize sebep olur. İlişki içinde kendiniz olabildiğinizde, yer yer esneyebilirsiniz. Karşınızdaki kişinin ilişki içinde kendi olabilmesi için ona alan açabilmeniz, ilişkinizi kendinize dair daha çok şey keşfedebildiğiniz bir deneyim alanına dönüştürmeniz çok değerlidir. Bunlar sadece sevgililik ilişkisi için geçerli değildir aslında, tüm ikili ilişkiler için geçerlidir. İlişki Bir Oyun Alanı İlişki bir oyun alanıdır ve her oyunun kuralları vardır. Böylelikle sürecin akışı adil olabilir. Şunu da hatırlamak gerekir, biriyle kurduğunuz ilişki, kendinizle kurduğunuz ilişkinin bir yansımasıdır. Kendinize gösterebildiğiniz anlayışı ve hoşgörüyü karşınızdaki kişiye gösterebilirsiniz. Kendinizle iletişim kurabildiğiniz kadar karşınızdaki kişiyle iletişim kurabilirsiniz. Dürüst Olduğunuz Cevaplar Sizin de dürüst olabildiğiniz cevaplarınız yoksa sorduğunuz sorular sizi sadece daha da büyük bir karmaşaya sürükler. Sorunu bulduğunuzda, çözüm kendiliğinden gelir. Çözülemeyen tüm meseleler çokça, doğru saptanamamış sorunlarla ilgilidir. İnsanın Kendine Açılan Kapı Sevmek, insanın kendine açılan bir kapıdır. Bu kapıdan hayatı içeri alır, böylelikle canlanır ve beslenirsiniz. İşe kendinizle başlamadığınızda, karşınızdakiyle olan sadece kendinizle kurmaktan kaçındığınız ilişkinin bir yansıması olur. Bunu anlamak, terazi burcu sembolizmini anlamanın ön koşuludur. Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ

Devam Okuyun..
Astroloji

İlmin Düş Fısıltısını Hissetmek

Günün Tarot Kartı: Aşıklar Numerolojik Değeri: 17 (Yıldız) /8 (Adalet) Astrolojik Etkisi: Ay başak burcuna geçiyor Başak burcu deyince akla ilk gelen titizlik ve mükemmeliyetçilik olur. Buradan yola çıkarak hiçbir şeyi beğenmeyeceği, sürekli bir kusur bulacağı, onu düzeltmeye çalışacağı, bunun onun tam da yapması gereken şey olduğu düşünülür. Değildir. Başak burcunun öncelikli hedefi kendisi için basitlik ve sadeliktir. İşleri kolaylaştırması gerekir. Hatasız olmaya değil hatalarını fark edip benzer hataları tekrar etmemeye çalışırsa sonuç alır. Bunun için kendi özeleştirisini yapabilmesi gerekir. Başak burcu, öğrenme sürecinin çıraklık- ustalık boyutudur. İyi bir çırak değilseniz iyi bir usta da olmazsınız. Bu doğru ustayı bulmanızla mümkündür. Alanında yetkin birisini sizin için doğru kişi haline getiren, benzer bir vizyonunuzun olmasıdır. Bir ustanın tarafsız olması gerekir. Bu çok önemlidir. Onun üzerine düşen, kendinizi keşfetmenizi sağlamasıdır. Sizde daha fazlasını araştırma ve öğrendiklerinizi uygulama arzusu uyandırır. Gerisi kendiliğinden gelir. Sizi ancak kendi gelebildiği yere taşıyan, iyi bir usta değildir. Boynuz kulağı geçmeli, usta ve çırak, birlikte yeni ufuklar keşfedebilmelidir. Onlar birbirinin tutsağı haline gelmek yerine iki özgür yol arkadaşı olabilmelidir. Kendi potansiyelini ortaya koyamamış yani kendini bulamamış kişi, bir başkasına kendi potansiyelini ortaya koyma konusunda yardımcı olamaz. Ustanızın kendisini yenileyen, farklı bakış açılarını takdir eden mi yoksa sınırlı bilgisine mahkum, dahasının peşine düşeni tehdit olarak algılayıp ona ateş eden biri mi olduğuna bakın. Birlikte öğrenemediğiniz bir yerde öğrenemezsiniz. Her öğrenci, öğretmeninin devam eden öğrenme sürecidir. Ya da o bilmesi gereken her şeyi bildiğine inanma tuzağına düşer ki bu kendi kendini bitirişidir. Bu olduğunda, bir süre sonra bir şekilde küser ve köşesine çekilir. “Aşıklar” kartı, kalbinizin evet dediği şeyi yapmaktır. Ustanızı aklınızla da kalbinizle de seçebilirsiniz. Her ikisi de size çok şey öğretir. Kalbinizle seçtiğiniz size karanlığı, aklınızla seçtiğiniz aydınlığı gösterir ve sizin kendi ışığınızı yakmanız için, ikisini de tanımanız gerekir. Kalbinizle yaptınız her seçim, size kendinizi buldurur. Onu reddederek de sadece onun peşinden giderek de gelişemezsiniz. Kalem, akıl mürekkebiniz kalp ilhamınız olduğunda gerçekleri yazar. Cevap, oradadır. Yıldız ve Adalet kartları; dünyadaki ve evrendeki ritim, ölçü ve düzeni anlatır. Bunun ne anlama geldiğini fark ettiğinizde, hem doğanın bir parçası hem de onun geniş ufuklara açılan kanatları olursunuz. Herkes, kendi düzeninden sorumludur. Bunu kurmaksa ancak, kendinizi tanımakla olur. Hatırlayın: “İlim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir.” Hüseyin Akdağ Astrolojik Danışmanlık

Devam Okuyun..
Astroloji

Akrep Burcunda Gerçekleşen Yeniay Bizleri Nasıl Etkileyebilir?

Sepharial, “Güneş ve Ay Tutulmaları” kitabında boğa, aslan, akrep ve kova burçlarının çok eski zamanlarda kozmik tapınağın “temel taşları” veya “köşe taşları” olarak kabul edildiğinden ve bunların sırasıyla boğa, aslan, yılan ve insanla temsil edildiğinden söz eder. Aralarında en çok değişime uğrayan akrep burcudur. Önce ejderha, sonra yılan ve daha sonraları kartalla ilişkilendirilir. Bu sembollere göz atacağız. Biliyorsunuz, 28 Ekim Cumartesi günü boğa burcunda bir ay tutulması gerçekleşti. Öncesinde 14 Ekim Cumartesi günü terazi burcunda bir güneş tutulması gerçekleşmişti. Bunların gündemimize taşıayabilecekleriyle ilgili yazılarımı okuyabilirsiniz. Her ne kadar farklı yaklaşımlar olsa da Sepherial, güneş ve ay tutulmalarının birbirlerine üstünlükleri olmadığını söylüyor. Güneşin “evrensel erkek”, ayın “evrensel dişi” olduğuna dikkat çekiyor. Güneşi insan bedeninin organik yapısı, ayı fonksiyonel yapısıyla ilişkilendiriyor. Bir araya gelmelerine (yeniay) “genel üretim ve oluşum dönemi”, karşı karşıya gelmelerine (dolunay) “oluşturduklarını ortaya çıkartma ve doğurma dönemi”, tutulmalarına “müşterek sıkıntı” dönemi diyor. Tutulmalardan tarih boyunca çekinilir. Sepherial, bir tutulmanın olaylar üzerinde nedensel bir değeri bulunmadığının, daha ziyade bildirilen olayları işaret eden sembolik bir gösterge olduğunu belirtiyor. Tutulmalar veya onların kanalıyla işaret edilen olaylar aylar boyunca uykuda kalabiliyor ve önemli gezegenler bu noktalara temas ettikleri zaman ortaya çıkabiliyor. Astrolojik etkiler, olmayan bir şeyi yaratmaz, olan bir şeyi görünür kılar. Herhangi bir astrolojik etkiyi, çıkış ve gelişim sürecinden bağımsız yorumlayamayız ve bunun bize yansıması, bireysel haritamızda vurgulananlar göz ardı edilerek doğru şekilde ifade edilemez. Kimimiz bazı etkilere karşı doğal bir bağışıklık geliştirmişizdir ve bu süreçleri yönetmek bizim için kolay olur. Bazılarımız en zayıf olduğumuz yerden sert bir etki alırız. Etki o denli güçlü olmasa da bizdeki sarsıntı güçlü olabilir. Sorular çalışmadığımız yerden gelmiştir. Bununla birlikte bu sarsıntı hayatımızın merkezinde olmaz. Bölüm dersi değil de havuz dersi gibi düşünün! Bu konuda bir temelimiz olmalıdır; bununla birlikte bu ihtiyacımız olanın kendisi değil, bunu güçlendirebilecek bir taştır. Anlamamız gerektiği kadarını anlar ve asıl konumuza geri döneriz. Burada önemli olan bizim için bunun ne olduğudur. Bugün astrolojiyi en çok ayağa düşüren, herkese aynı reçeteyi yazmaya kalkan popülist yaklaşımdır. Niteliksizdir. Az emek ister. Hem veren hem alan için bu böyledir; bununla birlikte fayda sağlamaktan uzaktır. Afyon etkisi gösterir. Etrafta “astrolojiye inanan insanlar” dolaşmaya başlar. Astrolojiye inanılmaz, astroloji öğrenilir. Bu alanda uzmanlaşılır ya da bu alanda uzman olan, bağ da kurulabilen birinden destek alınır. Bağ kurulabilmesi çok değerlidir. İçimizi döktüğümüze göre devam edelim! Güneş tutulmaları özellikle ulusların yöneticileriyle, krallarla, başkanlarla ve bütün düzenlerin yöneticileriyle ilişkilendiriliyor. Güneş tutulması terazi burcunda gerçekleşti. Terazi burcu, öncü bir burçtur. Öncü burçların politik konular, hükümet veya yönetim değişiklikleri, devlet işlerindeki değişiklikler ve insanlar arasındaki devrimlerle ilişkili olduğundan söz ediliyor. Sıcak ve nemli niteliklere sahip hava elementi burcudur. Bu ona iyimser, hareketli, herkesle ilişki kurabilen (sosyal), kendine güvenli, umutlu bir ruh veriyor. Bununla birlikte Güneş soğuk ve kuru niteliklere sahip sonbahar mevsiminde bu burçta olur. Bu durumda buna ek olarak melankoliye yatkın, yaşamın keyfini göremeyen, zevk alamayan, sebatkâr, sabırlı, tahammüllü, disiplinli bir ruh devreye giriyor. Satürn’ün bu burçta yüceliyor olması anlaşılabilir. Ve terazi burcu, insani burçlardan olduğu için tutulma insanlarla ilgilidir diyebiliyoruz. Terazi burcu görünen gökyüzünün 7’nci dilimine denk gelen 7’nci evin burcudur.  Dolayısıyla eşimiz- sevgilimiz, geçmiş sevgililerimiz, ortaklarımız, rakiplerimiz, doktorumuz, danışmanlık aldığımız biri, müşterilerimiz, eskiden tanıdıklarımız, bizimle hiç ilgisi olamayan insanlar, bizimle aynı düzeyde olan iş arkadaşlarımızla ilgili gündemler bekleyebiliriz. Bunların neler olabileceğini güneş tutulması ile ilgili yazımdan okuyabilirsiniz. Venüs gezegeni tarafından yönetiliyor. Bu gezegen müzisyenlerin, aktörlerin, aktrislerin, oyuncuların, ipek yapanların, kumaşçıların, mücevhercilerin, kuyumcuların, kadın terzilerin, modacıların, modanın, genel olarak kadın eşlerin, bakirelerin, parfümcülerin, dekoratörlerin, fahişelerin, genç kadınların ve kız kardeşlerin doğal sembolüdür, bu özellikle onların yaşayabileceği veya onlarla ilgili yaşanabilecek sıkıntıları ifade edebilir. Tutulma mesajları bu durumda daha büyük bir anlam taşır. Dekanat yöneticisinin Satürn olduğunu görüyoruz. Bu bize ölümü, zamanı, engelleri, sınırları, yalnızlığı, tutsaklığı, mutsuzluğu, korkuları, işçileri, çiftçileri, yeraltında çalışan herkesi, fakirleri, düşkünleri düşündürebilir. Terazi burcunun ölçülülük ve adaletle ilgili olduğunu unutmamak gerekir. Sosyal eşitsizliklerle ilgili konular gündeme gelebilir. Ay tutulmaları, insanların durumları ve onlarla ilgili olaylarla ilişkilendiriliyor. Ay tutulması boğa burcunda gerçekleşti. Boğa burcu, sabit bir burçtur. Sabit burçlar sismik sarsıntılarla, yeryüzünün durumuyla ve onun ürünleriyle, madenlerle ve yerkabuğunun içindekilerle ilişkilendiriliyor. Soğuk ve kuru niteliklere sahip toprak elementi burcudur. Bu ona melankoliye yatkın, yaşamın keyfini göremeyen, zevk alamayan, sebatkâr, sabırlı, tahammüllü, disiplinli bir ruh veriyor. Bununla birlikte Güneş sıcak ve nemli niteliklere sahip ilkbahar mevsiminde bu burçta olur. Bu durumda buna ek olarak ona iyimser, hareketli, herkesle ilişki kurabilen (sosyal), kendine güvenli, umutlu bir ruh devreye giriyor. Ve boğa burcu, hayvan burçlardan olduğundan hayvanların durumları ön plana çıkıyor. Bu vurguyu tarım ve hayvancılıkla ilişkili olarak düşünebiliriz. Boğa burcu görünen gökyüzünün 2’nci dilimine denk gelen 2’nci evin burcudur.  Dolayısıyla düelloda kişinin yardımcısı- mahkemede avukatı- en yakın danışmanı, kişinin taşınabilir cansız varlıkları, kişinin cebi- parası- dövizi- hisse senetleri- banka hesabı, kişinin özgüveni- kendine nasıl değer biçtiğiyle ilgili gündemler bekleyebiliriz. Bunların neler olabileceğini ay tutulması ile ilgili yazımdan okuyabilirsiniz. Terazi burcu gibi Venüs gezegeni tarafından yönetiliyor. Bu gezegenin temsil ettiği kişileri yukarıdan okuyabilirsiniz. Dekanat yöneticisinin de Venüs olduğunu görüyoruz. Gelelim akrep burcunda gerçekleşecek yeniaya! Akrep burcu sağlıklı gücü öğrenmek, görünenin arkasındaki gerçeğe ulaşmak, en derindeki hakikate erişmek, krizlerle baş etmek, kaybı kabullenmek, yasını tutmak ve enerjisini diğer insanlarla veya kendinden büyük bir bütünle birleştirmek demektir. Akrep burcunun ilişkilendirildiği sembollere bir bakalım! İlk olarak karşımıza ejderha çıkıyor. Ejderha koruyucu bir semboldür. Yerini yılanın aldığı söyleniyor. Yılan deyince aklıma hemen Hermes’in asası Kadüse geliyor ve buradaki birbirine sarılan iki yılan! Yılan gibi sürünerek ya da kartal gibi uçarak! Sizin de aklınıza Cenap Şahabettin’in şu sözü gelmiyor mu? “Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir.” Ve yılanın yerini de zamanla kartal alıyor. Kadüsenin üst kısmında iki yana açılmış iki kanat görürüz. Bunlar kartalın kanatlarıdır ve bilincin kanatları olarak geçer. Yılan da olsak kartal da olsak bir tek sınavımız var. Dünyevi güce sahip olmak için ruhumuzun ihtiyaçlarını bir kenara itmek mi yoksa ruhumuzun beslendiği bir yolculukta gerçek zenginliğin kaynaklarını keşfetmek mi? Akrep burcunda iki tema özellikle ön plana çıkar. Bunlar güç ve acz ile kaynaşmadır. Zayıflıklarımızla nasıl barışabiliriz? Bizi güçlü kılan şey nedir? Bu bazen peşini bırakmamaksa da

Devam Okuyun..
Astroloji

Büyülü Şarkı Venüs

“Güzelliğin on par’ etmezBu bendeki aşk olmasaEğlenecek yer bulamazGönlümdeki köşk olmasa”Âşık Veysel Şatıroğlu Hesiodos’un “yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu, narin ayaklarının bastığı yerden” dizeleriyle betimlediği Aşk Tanrıçası Afrodit mi? Yoksa kocası Yeraltı Tanrısı Hades ile aşk yaşadığı için Menthe adlı güzeller güzeli peri kızını acımasızca ayakları altında ezen Yeraltı Tanrıçası Persephone mi? Geceyi aydınlatan, sabahı parlatan Tan Yıldızı mı yoksa Kanlı Yıldız mı? Bir yıldırım kadar beyaz olmasına rağmen, içinde onu yumuşatan altın bulunan Venüs gezegeninden söz ediyoruz. Kendi ekseni etrafında, Güneş Sistemi’ndeki diğer tüm gezegenlerin aksi yönünde döndüğü için mi tarih boyunca ona bakanların başını döndürür? Gökyüzündeki iki dişil ve alıcı gezegenden biridir. Her ne kadar bazı astrologlar onu sıcak ve nemli, Ptolemy ılımlı olarak kabul etmişse de gececi bir gezegen olarak çokça soğuk ve nemli bir doğada kabul edilir. Yaşamı destekleyen, küçük benefik (hayırlı) gezegendir. Kendine çekme arzusu ve gücü, dünyevi ve duyusal bir şeyi sevip çok istemekle ilişkilendirilir. Sağlıklı kullanımı, kendisi için yararlı olanı arzulamak ve çekmektir. Burada ölçülülük önemlidir. Açgözlülük, yararına olmayacak şeylere ve insanlara karşı tutku ve ihtiras, oburluk, öte yandan zevksizlik, tembellik, talepkârlık, yararına olacak şey için gayret sarf etmeme, uyuşukluk, üşengeçlik, uç noktalarda fahişelik, haset, zina sağlıksız kullanımlarıdır. Sevginin nasıl alınıp verildiği, kişinin kendiyle ve dünyayla nasıl ilişki kurduğu, barışı, huzuru nasıl sağladığı, nasıl neşelendiği ve eğlendiği Venüs prensibi kapsamındadır. Güzellik, zarafet ve yumuşaklık onun yönetimindedir. Dağınık hâldeki duyarlılığın bir dengeye kavuşmasını sağlar. Böylelikle değer sistemi oluşur. Sanatsal hassasiyet, vurgulandığı haritalarda ön plâna çıkar. Bu bize bu kişilerin çok başarılı sanatçılar olabileceklerini düşündürmemelidir. Sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur; bununla birlikte sanat icrası, yaratıcı yetenekleri geliştirmek için uğraş gerektirir. Güzel sanatlarla ilişkilendirilen Venüs gezegeni tarafından yönetilen terazi burcunun, temel prensibi sınırlandırarak, yoğunlaştırarak, somutlaştırarak yapılandırmak olan Satürn gezegeninin yüceldiği burç olduğu unutulmamalıdır. İlişkiler tarih boyunca birçok sanat eserine konu olmuştur. Kırılanlar, küsenler, incinenler, öfkelenenler, hırslarına yenik düşenler, lanetleyenler, kendi lanetleriyle lanetlenenler, ağırlaşan kalplerinin altında ezilenler… Bir yandan sevgi ve şefkat ile kabul edenler, anlayış gösterenler, bir kişiye değil de kendilerini sanatlarına adayanlar, doğayla aşk yaşayanlar, onunla coşup taşanlar, onda kendilerini, doğalarını, ruhlarını tanıyanlar… Aşklarını dağlara taşlara, akan suya, yağan yağmura yansıtanlar… İlişki kuramıyor olsaydık, yaşamı da kendimizi de anlayamaz olurduk. Tarot Büyük Sır destesinde âşıklar kartı için Hajo Banzhaf çok güzel bir ifade kullanır: “Sevgili ile simgelenen, kahramanın kendi yolculuğudur.” Yolculuğumuz kutlu olsun, dilerim. Üstadın şu dizeleriyle bitirelim: “Senden aldım bu feryadıBu imiş dünyanın tadıAnılmazdı Veysel adıO sana âşık olmasa”Âşık Veysel Şatıroğlu Sosyolog ve Astrolojik DanışmanHüseyin Akdağ KaynakçaAstroloji Dersleri- Barış İlhan, Barış İlhan YayıneviAstrolojinin Anahtar Sözcükleri- Hajo Banzhaf& Anna Haebler, İlhan Yayıneviİçinizdeki Gökyüzü- Steven Forrest, Barış İlhan Yayınevi

Devam Okuyun..
Astroloji

Sevginin Sorumluluğunu Almak

Gezegenler bir doğum haritasında çok farklı, en ufak bir eşyadan kişinin psikolojik fonksiyonuna kadar, çok çeşitli şeyleri simgelerler. İlkeleri olumlu ve yapıcı biçimde veya olumsuz ve yıkıcı biçimde deneyimlenebilir. Önemli olan onları tanımak ve simgeledikleri enerjileri olumlu kullanıp yönlendirmektir. İçsel karşılıklarını bulamamamız, dış dünyada onlarla sınanmamız anlamına gelir. Venüs gezegeni sevgi, cazibe, uyum, güzellik, değerler, iştah, barış gibi kavramlarla ilişkiliyken Satürn gezegeni amaç, hedef, çaba, sorumluluk, disiplin, sınırlar, koşullar, kısıtlamalar, yapılandırma, tedbir, ciddiyet, gecikme, engelleme, korku, depresyon, ihtiyarlık, baba, devlet, otorite gibi kavramlarla ilişkilidir. Venüs sevgi, Satürn korkuysa Venüs- Satürn ilişkisi sevgi korkusu, sevmekten korkmak olur ya da Venüs sevgi, Satürn sorumluluksa Venüs- Satürn sevgi sorumluluğu, sevmenin sorumluluğunu almak, sorumluluk sahibi biri olarak sevmek olur. Hermetik ismi ‘’Aşk Dehâsı’’ olan Venüs, sabır anlamına gelen ‘’Netzach’’ küresine, Hermetik ismi ‘’Aydınlık Bilinç’’ olan Satürn, anlayış anlamına gelen ‘’Binah’’ küresine karşılık gelir. Bu durumda Venüs- Satürn ilişkisi bizi sevgi anlayışına, sevgiyi anlamaya, anlayışlı biri olarak sevmeye, seven biri olarak anlayışlı olmaya çağırıyor. Öyleyse burada bir Âşık Veysel türküsüne varalım:‘’Güzelliğin on par’ etmezBu bendeki aşk olmasaEğlenecek yer bulamazGönlümdeki köşk olmasa Tabirin sığmaz kalemeDerdin dermandır yaremeİsmin yayılmaz âlemeÂşıklarda meşk olmasa Kim okurdu, kim yazardı?Bu düğümü kim çözerdi?Koyun kurt ile gezerdiFikri başka başk’ olmasa Güzel yüzün görülmezdiBu aşk bende dirilmezdiGüle kıymet verilmezdiÂşık ve maşuk olmasa Senden aldım bu feryadıBu imiş dünyanın tadıAnılmazdı Veysel adıO sana âşık olmasa’’ Satürn, insan-ı kâmil olma anahtarıdır. Bir gezegenle ilişki kurduğunda, ilişki kurduğu bu gezegen ilkesiyle bağlantılı olarak gerçeklik ve sahtelik ayrımı yaptıracak şekilde bir sınav verdirir. Kalıcı armağanlar veren Satürn, ya bizim tekâmülümüz ya da saplanıp kaldığımız korkularımız olacaktır. Kimi insanların haritalarında Venüs- Satürn vurgusu güçlüdür ve yaşamları, bunun sınavını vererek ya da bunun bilgeliğine erişerek geçer. Böyle bir durum söz konusu değilse de, yedi- sekiz yılda bir Satürn, haritamızdaki Venüs gezegenine sert bir açı yapar ve biz o ana kadar bu gezegen ilkesiyle ilgili yüzleşmelerden bir şekilde kaçmışsak artık kaçamaz oluruz. Ya burada olanın biriyle ya da bizim şanssızlığımızla ilgili değil, gelişimsel döngümüzle ilgili olduğunu anlar ve önümüzde duran bu taşı oradan kaldırırız ya da kendi kendimizin etrafına ördüğü duvarlar ardında yalnızlık çığlıkları atarız. Sevgi, yaşamın çok değerli bir anahtarıdır. Acı çekme korkusuyla kaçmak, acı çekmediğimiz değil, daha büyük acıların içine sürüklendiğimiz bir deneyim olacaktır. Sevmek gerekir. Bu sınırsız olmak değil, sınırları kalbimize değil, kişisel alanımıza koymaktır. Sue Tompkins’in ‘’Astrolojide Açılar’’ kitabında bu iki gezegenin ilişkisiyle bağlantılı kullandığı ifadelere göz atalım: Bunlardan bir kısmını ya da birçoğunu kendimizde yakalamış olabiliriz ya da bir zamanlar nasıl da böyle olduğumuzu hatırlamış olabiliriz. Ya da bir kısmımız için hâlâ kötü birileri ve kötü şans olabilir. Şansın tohumu akıldır ve bu tohum hepimizde mevcut, sadece kullanılmayı bekliyor. Öyleyse Haruki Murakami’nin şu sözüyle bitirelim:“Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir.” Sosyolog ve Astrolojik DanışmanHüseyin Akdağ Kaynakça:Astroloji Dersleri- Barış İlhan, Barış İlhan YayıneviKozmik Varlık İnsan- Selma Mine, RUZAD YayınıSue Tompkins- Astrolojide Açılar, Barış İlhan Yayınevi

Devam Okuyun..
Astroloji

Ah Bir Zengin Olsam

Ne çok kişinin hayalidir zengin olmak… Zenginlik deyince ne geliyor aklınıza? Paraya para dememeniz, bir eliniz yağda bir eliniz balda olmanız? Doyasıya tembellik yapma şansı? O kokteyl senin bu kokteyl benim, efendime söyleyeyim, iyi içki, iyi yemek, güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, şık kıyafetler, parıltılı hayatlar, lüks mekânlar, pahalı arabalar, özel şoförler, bir dolu hizmetkâr, hepsi de emrinize amade… Ya da huzur, sevdikleriniz, bir arada olmaktan mutluluk duyduklarınız, onlarla paylaştıklarınız, geleceğe dair umutlarınız… Bir korku düştüğünde içinize, gözlerinizin gözlerini, ellerinizin ellerini bulması… O gözlerde hissedebildiğiniz, Tanrının varlığı… Doğaya döndüğünüzde yüzünüzü, şahit olduğunuz, ruhun sonsuzluğu… Ya da bir heyecanla güne uyanabilmeniz, gün içinde bu heyecanla bir şeyler yaparken, zamanın nasıl geçip gittiğini anlamamanız… Derken akşam olmuş bile, tatlı bir yorgunlukla evin yolunu tutmanız, içinizi ısıtan bir gülümseyişine tanımadığınız birinin, aynı sıcaklıkla karşılık verebilmeniz, kaldırıma çıkamayan yaşlı ya da engelli birine, elinizi uzatabilmeniz… Sokağın başında dilendiğini gördüğünüz biriyle, bunun Allah bilir apartmanları vardır demeden, iyi dileklerinizle, bir liranızı paylaşabilmeniz; canının sıkkın olduğunu fark ettiğiniz bir dostunuzu gülümsetebilmeniz, ocağınızda pişen yemeğin evinizi dolduran kokusunu içinize çekebilmeniz… Dinlediğiniz bir şarkının nağmelerinde gezinebilmeniz veya izlediğiniz bir filmin sahneleri birbirini kovalarken sizin kendinizi bir anda kahkahalar atarken, bir anda yanaklarınızdan sıcacık yaşlar süzülürken bulabilmeniz, yüreğinizin genişlemesi… Önceki yazımızda bahsettiğimiz Venüs gezegeninin, bir de genişleme, yayılma, iyimserlik, adalet, inanç, din, ilkeler, hukuk, fırsat, başarı, refah, cömertlik ve gölge yanıyla savurganlık, abartma, ziyankârlık kelimeleriyle hatırlayabileceğimiz “şans ve bereket gezegeni” olarak bilinen Jüpiter gezegeniyle ilişkisini inceleyelim! İbranice adı “sadık- adil- doğru kişilik” anlamına gelen “Sadkiel-Melek” veya “Melki Sedek” olan Jüpiter gezegeninden Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetnamesinde, cennetin “Cennet’ül- Karar” katı olarak bahseder. Karar kelimesinin anlamı, değişmez hâle gelmek, sabırlı ve sakin olmak, ne az ne çok olan ölçülülüktür. Hermetizmde, elinde büyük gücün Tanrılık asasını tutan Bilgelik Dehâsını temsil eder. Hayat Ağacında, merhamet, insaf ve sevginin sembolü olan 4. Küre Chesed’e karşılık gelir. Bu küre, iyiliğin koşulsuz sevgiyle yapıldığı kattır. Burada ölmek, Anlayışta (*) doğmaktır. Bu madde âlemdeki ikilemlerin varlığını kavrayarak düzen yasalarını anlamak, tüm varlıklara anlayışla davranmak demektir. Venüs sevgi, Jüpiter genişleme- yayılmaysa Venüs- Jüpiter sevginin genişlemesi, sevgiyi genişletmek- sevginin yayılması, sevgiyi yaymak ya da Venüs barış, Jüpiter inançsa Venüs- Jüpiter barışa inanç, barışçıl inançlar demektir. Başka bir yerden bakarsak Venüs sevgi, Jüpiter savurganlıksa Venüs- Jüpiter için sevginin savurulması, savurgan sevmek de diyebiliriz. Bu bizim potansiyelimizi nasıl kullandığımızla ilgilidir. Bu yorumu daha da genişletebiliriz. Sizin haritanızda Venüs- Jüpiter açısı olmayabilir; bununla birlikte Jüpiter sizin haritanızdaki Venüs gezegenine yaklaşık 3 yılda bir sert açılar yapar, daha önemlisi 10- 12 yılda bir kavuşum yapar ve siz kendinizi bu değerleri sorgularken bulursunuz. Sevmek nedir? Kimi sevmek gerekir? Sevmek, kimi sevdiğimizden çok daha mı önce gelir ve sadece ruha açılan bir kapıdan mı ibarettir? Taşı sev, toprağı sev, ağacı sev, kediyi sev, köpeği sev, Ali’yi, Veli’yi, Ayşe’yi, Fatma’yı sev, yeter ki birini sev ve onda, onu değil, Onu yaratanı, kendini sev. (*) 3. Küre Binah- Anlayış- Satürn- Aydınlık Bilinç bakınız önceki yazı “Sevginin Sorumluluğu Sosyolog ve Astrolojik DanışmanHüseyin Akdağ Kaynakça:Astroloji Dersleri- Barış İlhan, Barış İlhan YayıneviDünya ve Evrenimiz- Selma Mine, RUZAD Yayını

Devam Okuyun..
No more posts to show

Mail Listemize Kayıt Olun.

Bültenimize kaydolduğunuzda en son haberlerimiz, tekliflerimiz ve etkinliklerimiz ile güncel kalın.

Hüseyin Akdağ © 2022 | Tüm Hakları Saklıdır.

×
×

Sepet